Selam, #MıhSağırYürek ile geldim.
Bu kitapta artık hiçbir sır yerinde durmuyor. Geçmiş, sabırla beklediği anı buluyor ve tek tek ortaya dökülüyor. Okurken ağladığım sahnelerin sayısını gerçekten hatırlamıyorum.
Sıraç’ın kayınpederinin mezarı başında söyledikleri, mahzenden kurtardığı çocuğun sahnesi ve Karga’nın kimliğinin açığa çıktığı o an… O sayfalarda sadece Sıraç değil, ben de dağıldım.
İkinci kitapta Elif, Sıraç’ı uçurumun kenarında ölümle burun buruna bulmuş ve hamile olduğunu söyleyerek onu terk etmişti. Bu kitapta ise Elif’in dedesi tarafından Konya’ya götürülmesiyle Sıraç için hayat adeta kararıyor. “Gün ışığım” dediği karısı artık yoktur ve o eve bir daha adım atamaz.
Artık tek bir hayatı yoktur; iki amacı vardır: Kurul’u bitirmek ve Elif’i geri kazanmak.
Ama dede engeli, geçmişin yükü ve düşmanlar hiç de hafif değildir. Yine de Sıraç her gece uzaktan bakmaktan vazgeçmez. Bir camın arkasında kalan hasret, bu kitabın en can yakan duygularından biri.
Elif cephesinde ise korku hâkimdir. Zor geçen bir hamilelik, mide bulantıları ve en çok da kaybetme korkusu… Babasını kaybetmiş bir kadının, sevdiği adamı da kaybetme ihtimaliyle yaşaması çok gerçek, çok ağır anlatılmış.
Saçlarını kesmek istemesiyle başlayan o sahnede Sıraç’ın ne pahasına olursa olsun vazgeçmemesi, dededen dayak yese bile geri adım atmaması “aşk böyle bir şey” dedirtti. Eylül ve Demir’in zekice planıyla ikili bir araya geldiğinde, konuşulan her şey kalbin tam ortasına oturuyor. Sıraç anlattıkça Elif ağlıyor, Elif ağladıkça ben…
Elif’in eve dönüşü bir kavuşma gibi görünse de, okuyanlar bilir; her şey hâlâ tam değildir. Ama Sıraç için hayat artık sadece Elif ve bebeğidir. Karısı aşeriyor diye manavla, tatlıcıyla, etli pideciyle anlaşan bu adam gerçekten türünün tek örneği.
Ve sonra…
Bir sabah gelen o haberle birlikte bütün sırlar açığa çıkıyor. Herkes sarsılıyor. Eylül dahil.
Melek Hanım’ın hikâyesi ise kitabın en ağır yüküydü benim için. Yıllar önce yapılan tercihler yüzünden bir kadının ve günahsız bir çocuğun hayatının nasıl karardığını okumak çok acıydı. Özellikle Eylül’le ilgili ortaya çıkan gerçek içimde sessiz bir sevinç bıraktı.
Karga dost mu düşman mı sorusu ise bu kitapta bambaşka bir anlam kazanıyor. Geçmişi acıyla yoğrulmuş, sevdiğine yaklaşmak için ölümü bile göze almış biri. Sıraç’la yüzleşmeleri kitabın en sert ama en anlamlı anlarındandı.
Ağlamak, hırs, intikam ve aşk…
Hepsi var ama yüzeysel değil; derin, karanlık ve gerçek.
#Mıh serisi sadece bir aşk hikâyesi değil; geçmişle yüzleşmenin, bedel ödemenin ve sevmekten vazgeçememenin hikâyesi.
Ben şimdi bu soluksuz okumanın ardından serinin devamını sabırsızlıkla bekliyorum.