Merhaba kitap dostlarım
Bugün sizlere canım yazarım Mehsan'nın #Mıh3 #SağırYürek kitabı ile geldim.
Serinin üçüncü kitabı tam anlamıyla bir yüzleşme kitabı. İkinci kitabın o uçurum sahnesinden sonra Sıraç’ın hayatı zaten pamuk ipliğine bağlıydı. Mezarı hazır bir adamdı o… Ölümü cebinde taşıyan, yaşamakla ölmek arasında sürekli gidip gelen bir adam. Ta ki Elif’in hamile olduğunu öğrenene kadar. Baba olacağını öğrendiği an, ölümle arasına ilk kez mesafe koydu. Ama tam hayata tutundu derken Elif gitti.
Elif’in dedesi Mehmet Dede’nin baskısıyla Konya’ya götürülmesi, Sıraç için ikinci bir yıkımdı. “Gün ışığım” dediği kadına uzaktan, bir camın ardından bakmak zorunda kalması… Her gece o eve yaklaşması ama içeri girememesi… Hasret bu kitapta elle tutulur bir şeye dönüşüyor. Elif cephesinde ise korku var. Babasını kaybetmiş bir kadının, sevdiği adamı da kaybetme ihtimaliyle yaşaması… Üstüne zor bir hamilelik, mide bulantıları, psikolojik baskı. Saçlarını kesmek istemesiyle başlayan o kırılgan sahnede Sıraç’ın geri adım atmaması, dededen dayak yese bile vazgeçmemesi aşkın en inatçı hâliydi.
Bu kitapta yalnızca bir aşk hikâyesi okumuyoruz; ağır bir aile dramı ve geçmişin kanlı izleriyle yüzleşiyoruz. Sıraç’ın babasının ortaya çıkışıyla sır perdeleri aralanıyor. Hayatına önce düşman olarak giren bir adamın baba kimliğiyle karşısına dikilmesi… Ortak noktaları var; en çok da yaptıkları hatalar. Yapılan seçimlerin bedeli ağır ve telafisi yok.
Kurul meselesi derinleşirken Murat’ın kılık değiştirerek kaçması, Emir’in hapisten çıkacağı haberinin ardından başlayan baskınlar, çocuklara takılan ciplerin sırrı, Ömer’i kurtarma çabası… Olay örgüsü bir an bile durmuyor. Eylül ve Demir’in zekice planları sayesinde Sıraç ve Elif’in bir araya gelişi, yapılan o uzun konuşma… Sıraç anlattıkça