·152 syf.····Okunma: 28 Mayıs 2025 00:00 Kalemini fantastik bulduğum bir yazar Mine Söğüt. Neden böyle diyorum? Çünkü yazdıkları beni her defasında gerçeklikten bir şekilde koparıyor. Bu sefer de cinler ve periler diyarına, cinperilerin evrenine götürüyor bizleri.
Kurguyla gerçeğin iç içe geçtiği bir hikâye okuyoruz bana kalırsa. Öncelikle insanın aklına takılan soru şu: Neden kitabın adı "Beş Sevim"? Yazar, sanki bunu merak edeceğimizi biliyor gibi açıklıyor bu ismin hikâyesini. Böyle bir yer gerçekten var mıdır, bilmiyorum. Ama Ekşi Sözlük'te okuduğum bir entry'de bu apartmanın var olduğu fakat adının değiştirildiği yazıyordu. Gelgelelim, bu apartmanı bu kadar özel kılan nedir dediğinizi duyar gibiyim. İşte burada, beş katlı apartmanın her bir katında yaşayan sakinlerin hikâyesine kulak vermek gerekiyor.
Apartmanın sahibi, psikiyatr Doktor Samimi’nin Cihangir Pürtelaş Sokağı’nda yer alan bu apartmana beş akıl hastasını yerleştirmesiyle başlıyor her şey. Doktor Samimi’nin amacı, cinperilerin oyunlarını anlamak ve onları bu savaşta yenmektir. Her bir hastanın cinperilerle olan münasebeti, Samimi’ye bu yolda ışık tutacaktır elbette.
Hikâyeler, tıpkı eski masallar gibi karanlık ama büyüleyici bir dokuyla örülmüş. Her katın kendine has bir ruhu, her karakterin iç dünyasında başka bir uçurum var. Hikâyeleri okurken zaman zaman ürperiyor, zaman zaman da gerçeklik algınızla oynandığını hissediyorsunuz. Çünkü Mine Söğüt, deliliğin de kendi içinde bir mantığı olduğunu gösteriyor. Delilik; sevgisizliğin, ilgisizliğin, travmaların bir yankısı olarak karşımıza çıkıyor.
Kitap, hikâyeler içinde hikâyeler anlatarak ilerliyor. Her bir karakterin geçmişiyle yüzleşmesi, cinperilerin simgesel varlığıyla birleşerek psikolojik derinliği olan bir anlatıya dönüşüyor. Ve en sonunda, her şeyin hiç de "öyle" gözüktüğü gibi olmadığı ortaya çıkıyor.
"Beş Sevim", sadece bir apartmanın değil, beş ayrı ruhun iç içe geçmiş delilik haritası belki de. Gerçekle hayalin, mantıkla çılgınlığın sınırlarının silindiği bu evrende, okuyucu olarak biz de bir tür yolculuğa çıkıyoruz.
Okumayanlara tavsiyem olsun...