10/10
·376 syf.··
2025 100. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2025 05:51
Roman 15. Yüzyılda geçiyor. Endülüs'te(İspanya) başlıyor. Devlet yoneticilerinin keyfi ve umursamaz yönetimi sonucunda devlet yıkılma tehlikesiyle yüz yuzedir. Sultan düşmanla anlaşma yaparak ülkeyi terk eder, ülke artık Kastilyalilarin eline geçmiştir. Birçok kişiyi Hristiyanlığa geçmeye zorlarlar, kimi boyun eğer kimdir de ülkeden kalmanın yoluna bakarlar. Hasan, yani daha sonra adı Afrikalı Leo olarak karşımıza çıkacak kişi buradan yani Endülüs, Granada'dan ayrıldığında henüz çok küçüktür. Fas'a giderler ailesiyle. Bence asıl hikaye buradan sonra başlar. Hasan çeşitli yollardan geçer bir çok insanla, yerle, ülkeyle tanışır bunlar hayatında bir dönüm noktasi olur. Dönemin siyasi olaylarına çok sıkça değinmiş yazar. Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ı almak için arka planda kurduğu oyunları, Mısır'ı alma süreci savaş süreci, Kanuni Sultan Süleyman zamanında Almanya'da patlak veren Protestan mezhebinin kurucusu sayılan Martin Luther'i, İtalya Fransa Almanya, Osmanlı arasında süren diplomatik çözüm yollari dahil birçok şeye tanıklık edeceksiniz. Martin Luther'i sevmemek için birçok sebebimiz olabilir ama ben harekatının doğru oldugunu düşünüyorum belki ondan dolayıdir bilmem ama yazarın Martin Luther hakkındaki anlatımı hoşuma gitmedi. Yavuz Sultan Selim'i de gaddar, kötü biri olarak anlatmış. Evet tarihi az çok kpss gibi derslere çalışanlar bilir Yavuz Sultan Selim o kadar yufka yürekli biri değildi ama anlatımın bu denlisi yine hoşuma gitmedi. Ayrıca din ve devlet güç olarak bir araya geldikten sonra dinin aşağı çekildiğini söylüyor ama bunu anlatirken bir Osmanlı iması yine vardı, halbuki bu durum Emevilerle başladı diye biliyorum. Bize hiçbir zaman gerçek tarafsız tarih öğretilmedi, evet ama bu şekilde de pek sevmedim. Sevmedigim bir diğer kısım ise kitabin karakteri Hasan, her gittiği yerde birine aşık olup evlenip dönüyor. Bu 3 kere sürdü yani 3 kere büyük aşk yaşamış gibi duruyor aşık oldukları kadinlara da bir şey olmuyor, sadece başka ülkeye gidince illa birine aşık olarak dönüyor, bence ayran gönüllü:) Bütün bunları bir tarafa bırakacak olursam asla kitaba haksızlık etmek istemiyorum çünkü müthiş bir kitapti; hiç sıkmadı, yormadı, kendini çok sürükleyici bir şekilde okutturuyor. Bu beğenmedim diye siraladigim şeyler benim açımdan eleştirdiğim kısımlarıdır, kimisinin belki umrunda olmaz. Kitap ırklar arasında hoşgörü anlayışını aşılamaya çalışıyor desem doğru olur. Hristiyanlık, İslam, Yahudilik inançlarının bir arada yaşadığı bir toplum üzerinden istenilse ne kadar güzel iyi geçinildiğini gösteriyor. Hasan'ın çıktığı bu yolculukları bu süreçleri sevdim. Kültürel empati, dinsel empati, göç gibi konularda empati yapmanızı sağlar. Hasan'ın bu yolculukları bu yüzden bence güzeldi. Ayrıca sabit bir yaşantı içinde olmaması kitabı sürükleyici kıldı bence. Oturup bir ülkenin tarihinden roman çıkarılmış olsaydı belki bu kadar güzel olmayacakti. Fakat kültürel tanışmaları akıcılığı etkiledi bence Kitapta bir sey beni çok üzdü. Müslümanların daha 1400'lü yıllarda ne kadar cahilleşmeye başladığını, her yeniliğe kapalı, eskiyi öven bir toplum inşa edilmeye çalışıldığını acıyarak üzülerek okudum. Kuşatma altında olan bir şehirde top alan birini bile ayiplayarak bakıp arkasından alay ediyorlar. Hâlbuki bu şehir kuşatma altında, başlarının üzerinden kurşunlar yağıyor şehit veriyorlar, yoksulluk içindeler ama buna rağmen hâlâ yeni şeylere kapalılar. Ve bu da bu toplumda yaşayan yalancı veya katı şeyh dindarların eseri oluyor. Tıpkı şu an olduğu gibi. İyi ve kötüyü ayırt edip kimin doğru kimin olmadığını anlamak için çok fazla okumak çok fazla bilgili olmak da gerekmiyor sadece birazcık tarihin bu kısımlarını okumak ya da düşünmek yetecek. Ve bu durum günümüzde bile var, yeniye hep düşman kesiliyoruz. Her dönem böyle miymiş dedirtti. İşte bu yüzden bu kısım üzücü geldi. KEYİFLİ OKUMALAR
Duygu ve Düşünce
Afrikalı LeoAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202418,3bin okunma
·
73 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.