Dostoyevski'nin sadece iki novellasını okumuş biri olarak yorum yapmaya hakkım olmadığını ancak O'nun kült eserlerini okumak için sabırsızlandığımı belirtmek isterim. Bu uzun öykü bir imkansız aşk ve kızın sinir bozucu derecede olan kararsızlığı üzerine. Spoiler vermemek amacıyla kendimi kıstığım için yazılı anlatımımın sözlü olanına göre daha iyi olmasına rağmen tıkanıp kalıyorum. Her zaman istediğim şeyleri söyleyemediğimde böyle olmuşumdur... Kitabı çok beğendim çünkü bazen kendimden kesitler gördüm. Bununla birlikte 'herkes okusun aman ha' denecek bir kitap değil açıkçası. Kitapseverlerden kulak misafiri olduğum kadarıyla Dostoyevski'nin kitaplarında sıkça yer bulan hayata dair çıkarımlarına rastlamak mümkün. Bu da yeşilçam filmlerini aratmayan entrikalarla dolu bu kısacık kitabı çekici kılıyor sanırım. Sözlerime kitaptan bir alıntı ile son vermek istiyorum; "Niçin en olgun,en iyi insan bile başkalarından bazı şeylerini gizliyor? Eğer sırlarınızın rüzgarla birlikte etrafa yayılmayacağını biliyorsak, niçin içimizden gelenleri olduğu gibi, dosdoğru söylemiyoruz? Neden herkes olduğundan daha sert görünmeye çabalıyor? Bir insan, içini samimiyetle ortaya dökmeyi neden duygularına bir hakaret olarak kabul ediyor?" Dostoyevski/Beyaz Geceler
He bir de seven, sevdiğine, sevdiğini söylesin arkadaş!