Okuduğum ikinci Orhan Pamuk romanı, ilki Masumiyet Müzesi'ydi. Pamuk'un güzel yaptığı işler var ve romanı bir şekilde kendini okutuyor fakat bende rahatsızlık uyandıran kısımlar da vardı. Kitap bu konu üzerine yazılmış ve iç içe sonsuz pencereleri andıran bir yapı sağlanmış olsa da bunun bu derece bariz yapılması, sıkıcı bir tekrara dönüşecek şekilde, farklı karakterlerin ağzından aynı cümle kalıplarının kullanılması rahatsızlıklarımdan ilki. İki efsanenin benzerliği var. Buradan yola çıkıp "efsanenin gerçeğe dönüşmesi" var. Fakat bu bir kitap olmak için yeterli bir öz mü bilemiyorum. Uzattıkça öz yoğunluğunu da kaybedecek, yavan kısımlar oluşacak. Oluşmuş... Ben kitaplarda düz bir anlatının dışına çıkılmasını çok seviyorum fakat bu kitapta bu beni etkilemedi. Formül üzerinde başarılı bir kitapken gerçeğe geçtiğinde yapay hissettirdi.