Her Şey Vardı, Yani Mantık Hariç Her Şey
4/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2025 165. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2025 17:03
2025'in son kitabı ve yazacağım son inceleme... Yani, en basit tabirle hayal kırıklığıydı. Seneyi olup olabilecek en kötü şekilde noktaladım sayesinde ama konuyu biraz daha açarsam olay sövmeye kadar gidebilir. Belli olmaz. Keşke okumasaydım, seriye devam etmeseydim dediğim bir kitap oldu benim için Kütüphanenin Sakladıkları . Şöyle bir baktım platformdaki incelemelere ve gördüğüm iyi yorumlardan sonra “Hayırdır kardeş ya, biz aynı kitabı mı okuduk?” diye gidip sorasım geldi tek tek o insanlara. İlk kitap gene daha iyiydi. Hiç değilse onun içerisinde gizem, tarih ve mistik öğeler vardı. Adamlar tutup kayıp olan Kleopatra’nın lahtini buluyordu, daha ne olsun. İşte gelin görün ki bu sefer karşılaştığımız tek şey gereksiz romantizm, bol bol ihanet, aile içi entrika ve bayat ters köşeler oldu. Kitabı baştaki hâlinden alıp sonuç olarak tamamen berbat bir noktaya getirmişler. Yine söylüyorum, keşke okumasaydım; bana bu romanı okuyarak boşa harcadığım saatleri geri verin lütfen. Konusunu hafif çıtlatsam mı, çıtlatmasam mı bilemedim. Ya da neyse ya, son incelemem de tembellik yapmak istiyorum; olamaz mı yani? Zaten bu final kitabı da öyle ahım şahım bir muameleyi hak etmiyor, kimse kusuruma bakmasın. Seriyi genel olarak şöyle bir değerlendirirsem ortalamanın altında kalıyor derdim. Kesinlikle devam kitabına gerek yoktu. Keşke yazar Nehrin Bildikleri ’nde bazı şeyleri biraz farklı ele alsa, isteğe göre sayfa sayısını arttırsa ve ikinci kitaba gerek kalmadan olayı toparlasaydı. Çünkü sayesinde sevdiğim—öyle demeyelim aslında, zira seri boyunca aşırı derecede sevdiğim biri olmadı—kişilerden de sayesinde nefret etmiş oldum. Yahu gömmeyeyim, gömmeyeyim diyorum da neresinden tutsam elimde kalır kitabın; her şey o kadar saçma ve gereksizdi ki. Biri sırf paraya ihtiyacı var diye eşini soyup soğana çeviriyor, hem de bunu düğününün ertesi gününde yapıyor; biri sayısız kez ihanete uğramış olsa da hâlâ önüne gelene saniyesinde güvenip ona kucak açıyor; biri maşallah diğerlerine kazık atmalara doyamıyor; sürekli birileri birilerine ihanet ediyor ya da herkesin aslında ne kadar karakter yoksunu olduğu ortaya çıkıyor falan. Özneleri belirtmedim elbette ama gerek de yok, çünkü kitap içinde adı geçen hiç kimsenin ne sevilecek, ne sayılacak, ne de anlaşılacak bir tarafı yoktu. Ana kadın karakter “zekiyim” diye geçinip ortada saf saf dolananlardan; erkek karakter ise ilk kitapta resmen okuyucuya pazarlanıyordu, ikinci kitapta yazarın fikrini kim değiştirdiyse kadın onu tam bir p*ç yapmaya karar vermiş. Tuhaf. Konu desen rüzgârda uçuşan BİM poşeti gibi Allah’a emanet geziyor göklerde. En azından ilk kitapta belli bir olay örgüsü vardı; bu sefer yaptıkları tek şey köşe kapmaca oldu. Bu arada dost, düşman ortaya karma zaten; kimsenin tarafı belli değil, hepsi birbirine çalım atma peşinde. Topu değişik işte, daha anlamanız için ben başka ne diyeyim. Kısacası okumayın veyahut sadece ilk kitabıyla yetinin. Ya daaa yersiz ihanet ve ters köşe seviyorsanız—ki kitap boyunca bunlardan on, yirmi tane bulabileceğinize ben kefilim—buyurun gelin. Bye.
1000Kitap
Kütüphanenin SakladıklarıIsabel Ibañez · Artemis Yayınları · 202581 okunma
··
272 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.