Kendisine verilen sevginin kıymetini bilmeyen bir adam ve kalbi kırık bir kadın. Her aşk ikinci şansı hak eder mi?
Aslan ve Eylül çok eskiden birbirlerini tanırlar. Güzel bir arkadaşlıkları vardır çiftimizin ancak duyguları pek de dostça kalamaz. İşin kötü olan yanı ise, duygular dostça kalamadığı gibi hak ettiği değeri de bulamaz çünkü evrenin kuralı bellidir: Duyguları tahterevalli misali taşımak gerekir. Çiftimiz bu dengeye sahip midir peki?
Sadece çok severek ilişki kurulmaz, mutlu olunmaz. Güzel sevmek lazım. Eylül'ün Aslan'ı sevdiği gibi Aslan da Eylül'ü çok sevmiştir. Ancak güzel sevememiş, ne içindeki sevgiye ne de kendisini sevene sahip çıkmıştır. Ellerine verilen sevgiyle ne yapacağını bilemeyip onu incitmiştir. Bahanesi ise sevgiyi tatmamış her insanla aynıdır: "Ben seni mutlu edemem." Kısacası Aslan çok hata yapmış, Eylül'ün kalbini kırmış, gururunu incitmiştir. Sevdiğinin değerini bilmeyen bir adam ve değersiz hissettirilmiş bir kadın. Onların öyküsü bu kadar mıdır sizce?
Her ne kadar "O defter kapandı," diye kendilerini inandırsalar da aşk bitti demeden bitmez hiçbir şey. Maskeli balo konseptli doğum günü partisinde Eylül bir adam ile dans eder ve ondan epey bir etkilenir. Adamın kim olduğunu merak eder ve peşine düşer. Onu oldukça etkileyen bu yabancı aslında epey yakından tanıdığı biridir.
Değersizliği affetmek ne kadar mümkündür? Sorunun cevabı kitapta. Okurken Aslan'a epey bir sinirlenebilirsiniz, hakkınızdır. Ortada kafa karıştırıp hiçbir şey yapmayan, aşka cesaret edemeyen bir adam ve kalbi kırık bir kadın var. Eylül'ü çok sevdim bu arada. Yazar yine döktürmüş, ellerine sağlık. Siz olsanız ne yapardınız?
Kızıl Güz
Kızıl GüzÇağla Fulya · Kaktüs Sanat Yayınevi · 202515 okunma