Lise döneminde aynı okulda burslu okuyan Eylül, Aslan’ın kendisine laf atması sonucu onunla kavga eder ve en yakın arkadaşları ile birlikte müdüre’nin karşısında bulurlar kendilerini. Müdüre’nin Aslan ve Eylül’e verdiği ceza sonucu tanışıp, o günden sonra birbirlerinden kopmayan Çınar, Pars ve Aslan’ın aralarına dahil olur. Bu 4’lü artık her yerde, her anlarında birliktedir. Öyle ki aileleri bile Eylül’ü çok sevip kendi kızları gibi görürler. Ancak Eylül, Aslan’a karşı diğerlerine duyduğu sevgiden daha farklı bir sevgi besler. Eylül’le ilgili her olay da Çınar ve Pars’a nazaran daha korumacı daha sahiplenici yaklaşan Aslan da, Eylül’e karşı farklı duygular beslendiğinin farkındadır ama kendi içinde bunun adını koymaya cesaret edemez. Zamanla içlerinde daha da büyüyen bu aşk, ikisinin sarhoş olduğu bir gece birbirlerine yakınlaşmalarını kaçınılmaz hale getirir. O ana kadar her şey iyi giderken, bir anda Aslan’ın verdiği tepkiyle hayatının şokunu yaşar Eylül. Ve bu ikili için o günden sonra her şey yarım kalmaya mahkum olur.
Aslan’ın ortağı olduğu şirkette Pars’ın asistanı olarak işe başlayan Eylül, Aslan’a karşı daha temkinlidir. Öyle ki asla zorunda olmadıkça yanyana dahi gelmemeye çalışırlar. Bir gece kızların eğlenmek için gittiği mekanda, eğlencenin dozunu fazla kaçırınca kızları mekandan almaya eşleri Pars, Çınar ve Aslan gider. Pars , eşi Lina’yı Çınar da Hüma’yı alır. Eylül’ü evine bırakma işi de Aslan’a kalır. Evini bilmediği için sabah Eylül’le sıkı bir kavgayı göze alıp kendi evine götüren Aslan, yıllar öncesinde hayranı olduğu kokunun odasına dolmasıyla, bunca zaman kaçtığı duyguları tekrar gün yüzüne çıkmaya başlar. İkili birbirlerinden ne kadar uzak durmak isteseler de kader onların yolunu hep bir şekilde tekrar kesiştiriyordu. Aşktan artık kaçış