@semakarakurtw ’un yalnızca fantastik ve mitoloji kurgu kurmadığını, yıllara yayılan bir bilgi birikimini konunun omurgasına yerleştirdiğini açıkça yansıtıyor.
Mitolojiye, antik inanışlara ve ezoterik öğretilere hâkimiyeti, metnin her katmanında hissediliyor. Hekate, Lilith, kuzgun, mağara, ritüel, meclis ve kehanet gibi unsurlar rastgele seçilmiş semboller değil. Her biri insanlığın kolektif bilinçaltında karşılığı olan, kadim anlamlar taşıyan figürler. Bu semboller aracılığıyla kitap, ışık ve karanlığın bir savaş değil, bir denge meselesi olduğunu vurguluyor.Sema Karakurt’un bilgi birikimi, özellikle kadın figürleri ve dişil güç anlatısında kendini güçlü biçimde hissettiriyor. Cadı soyları, meclisler ve kardeşlikler; bastırılmış, yok edilmeye çalışılmış ama tamamen silinememiş bir bilgeliğin temsilcisi. Bu yönüyle kitap, tarih boyunca ötekileştirilen kadın bilgisinin ve sezgisel gücün yeniden hatırlanmasına da ayna tutuyor.
Bazı hikâyeler vardır; bir felaketle başlar ama aslında o felaket, çok daha eski bir kaderin kapısını aralar.Akça’nın kırılma noktası, babasının annesini öld*. andır.Teyzesi, Akça’nın ihtiyaç duyduğu sevgiyi ve desteği verir; yaşananların ardındaki gerçeği anlatır ve onu ayakta tutmaya çalışır.Okuldan en yakın arkadaşı Sanem’in bir falcıdan bahsetmesi ve birlikte gitmeyi önermesi, sıradan bir merak gibi görünür. Oysa bu karşılaşma, Akça’nın kaderindeki ilk bilinçli adımdır. Falcı, ona rüyalarını takip etmesini ve kendi savaşını vermesi gerektiğini söyler. Çünkü Akça’nın gördüğü rüyalar sıradan değildir, onlar bir çağrıdır.Rüyalarla gerçek hayat iç içe geçerken, Akça babasının kazı alanındaki çalışmalarına katıldığı bir gün arkeoloji öğrencisi Devran’la tanışır. Devran’ın mağaralardan bahsetmesi ve birlikte gitmeyi teklif etmesi, onu geçmişin çok