Puan vermedi·104 syf.··
Beğendi
·
2025 150. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Ağustos 2025 00:00
Bir sabah, yine beton duvarlara uyanırken, elimde mütevazı bir kitap vardı. Kapağı sade, adı yalın, #uygarya Sayfalarını çevirdikçe, içimde bir şeyler kıpırdamaya başladı. Sanki gerçeklik yerini başka bir dünyaya bırakıyordu. Bir rüya değil bu; uykuyla uyanıklık arasında sıkışmış bir özlem gibiydi. Uygarya, Batı Anadolu’nun kıyısında kurulmuş bir sahil köyü. Ama bildiğimiz köylerden değil. Burada insanlar sabah altı saat çalışıyor, sonra denize giriyor, spor yapıyor, satranç oynuyor. Akşamları köy kahvesinde felsefe konuşuluyor. Evet, felsefe… Dedikodunun ayıplandığı, boş lafın yerini anlamlı sohbetlerin aldığı bir yer burası. Herkes birbirine yardımcı, herkes birbirine omuz veriyor. Ve orada Deniz var. Felsefe mezunu bir balıkçı. Hayatı sorgulayan, insanlara kol kanat geren, çocuklara doğanın içinde felsefe öğreten biri. Eşi Meltem ve kızları Kumsal Bilge ile birlikte yaşıyor. Onların yaşamı, bir roman karakterinden çok, bir ideali temsil ediyor. Sanki “insan nasıl yaşamalı?” sorusunun cevabı bu ailede gizli. Kitap ilerledikçe, kendimi o köyün bir sakini gibi hissettim. Satranç tahtasının başında düşünürken, çocukların tartışmalarını dinlerken, marangoz Nuh Usta’nın sesiyle gülümserken… Ve bir gün deprem oluyor. Ama korku değil, dayanışma yayılıyor köye. Çünkü evler sağlam, insanlar bilinçli, kalpler bir. Uygarya, bir ütopya değil aslında. Bir hatırlatma. Unuttuğumuz bir şeyi fısıldıyor bize: “Birlikte olmak, yaşamak, sevmek, üretmek ve paylaşmak.” Bu kitap bana sadece bir hikâye anlatmadı. Beni bir hayalin içine çekti. Ve o hayal, öyle gerçekti ki, kitabı kapattığımda bir süre sessiz kaldım. Çünkü artık biliyorum, böyle bir yer mümkün. Belki uzak, belki ulaşılmaz… ama mümkün. Keşke biz de o uygarlık seviyesine ulaşabilsek. Belki bir gün… Belki bir gün değil, belki bugün başlar her şey.
UygaryaAsil Işık · Gülnar Yayınları · 202423 okunma
·
33 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.