Tutunmayangillerdenmisiniz
Hep evvelden görürdüm, her kitapçınin baş köşesini süsleyen o kiremit kalınlığında, kaçıncı baskı olduğu üstünde yazmayan , bazı otoritelere göre en iyi Türk romanı yada ilk üçe girer denilen kitap.
İlk yazıldığında basacak yayınevi bile bulamıyor Atay. Kapı kapı geziyor yüzüne bakan bile yok. Kimilerine göre anlaşılamadigi için, kimilerine göre ise roman çok iyi olduğu hâlde, adı sanı bilinmeyen birinin böyle bir roman yazmasını kıskandıklari için basılmadigi söylenir.
İlginçtir Tutunamayanlar Atay'ın yazdığı ilk roman, sen gel böyle 720 küfür sayfalık roman yaz basacak yayınevi bulama, "galiba yapamadım olmadı" diye düşünmüş yeise kapılmış olabilir sayın Atay.
Nedir bu Tutulmayan'larin olayı...
Yani kitap olan Tutunamayanlar mı yoksa hayata tutunamayanlar mi diye düşündünüz demi:) valla yazarken benimde aklıma o geldi, ben burda neyi kastettim acaba dedim:)
C şıkkı ikiside:)
Kitap Selim Işık isimli arkadaşın intiharı ile başlıyor.
Turgut Selim'in intiharıni gazeteden öğreniyor.
Hikaye genelde Turgut ve Selim üzerinden ilerliyor.
Turgut, Selim intihar edene kadar, normal makul vergilerini ödeyen kurallara uyan yurdum insanıyken, Selim'in intiharı ile hayatı bi anda değişiyor.
Selim ile Turgut arkadaşlar bunu bilelim önce.
Hem Turgut hem Selim, edebiyat dergi sanat sepet işlerine meraklıyken, çevresel sebeplerle mühendis olmak zorunda kalırlar.
Ahh be Anadolu, olmak istediği ile olmak zorunda kaldığı roller arasında kalmış, yaşayan insanlar mezarlığı.
Selim mutsuz hiç bir şeyden memnun olmayan, içinde dolmayacak boşluğu olan biridir.
Kurallar gelenekler ilişkiler hayatın kendisi, para kazanmak evlenmek çoluk çocuğa karışmak düğünlerde oynamak takı takmak filan bunları hiç sevmez, bu dünyaya ait değil gibidir.
Biraz Niçe'ye biraz Dostoyevski'nin yeraltı adamına benzer.
Modern zaman onu boğar, ışıltılı betonarme metropolde canı çıkacak gibi olur.
Kadınlarla da arası pek yoktur.
Hatta Turgutla aralarında normalden farklı bir durum vardır.
Doğrudan anlatılmasa da, "bu Turgut ile Selim ne iş, hayırdır gökkuşağı tayfasindan mi nedir bunlar", dedirtecek kadar bir yakınlık vardır aralarında.
Selim'in öldüğünü duyunca Turgutun bu kadar dağılması hiç normal değil
Tamam üzüldü çok iyi dostuydu filan da, karısı ölse bu kadar üzülmez.
Selim öldükten sonra onu kim tanıyorsa peşine düştü, herkese Selim'i sordu.
"Aga, tamam arkadaşındi öldü, ölüm ağırdır ama ölenle ölünmez, bu işin peşine düşmen pek iyi değil, bak millet yanlış anlayacak" demeyi çok isterdim Turgut'a
Roman, TRT'de yayınlanan Leyla ile Mecnun dizisini anımsattı bana, bazen absürt bazen ciddi
En ciddi şeyleri tiye alırken, en gereksiz şeyleri ciddiyetle işliyor
Anlatımı normal bilinen roman anlatımından çok farklı.
Anlatıcı değişkenlik gösterirken gerçek, hayal, ölü, yaşayan, bilinçaltı, bilinçüstü rüya hepsi bir birine karışıyor.
Selim ışık iç huzuru olmayan düzensiz, kurallara toplumsal dayatmalara falan gelemeyen biri dedik ya,
Selimin anlatıldığınbir yer var, 80 sayfa kadar,
Orda yazım imla kuralları falan hiç yok
Hem anlatım aşırı karışık, doğru yanlış gerçek rüya bilinçaltı bilinç üstü hepsi iç içe.
Hemde biçim olarak kuralsızlik var.
Birde Olric var, dizilerden sosyal medyadan filan duymuşsunuzdur.
O gerçek biri değil, Turgut'un iç sesi.
Hüseyin Nihal Atsız'in Ruh Adam romanında ki Yek karakteri gibi.
Olric daha makul, teskin eden nasihatler veren, "sıkma canını albayım, ooo herşeyi kafayı takarsak işimiz var" tarzı konuşan benliğin pozitif tarafıyken
Yek ise, kışkırtan, manipüle eden, damarına basan benliğin kötücül, nefsî şeytani tarafı.
Kitapta ki Turgut'un Oğuz Atay olma ihtimali çok yüksek.
Selim Işık karakteri ise, Oğuz Atay'ın İTÜ'den arkadaşı olan sonra intihar eden Ural Özyol olma ihtimali çok yüksektir.
Ortalama insan tipine
uyum sağlayamayan, hassas, aşırı düşünen, ahlaki ölçütleri yüksek, dünyayla barışamayan, kalabalıklar içinde yalnız olanların öyküsüdür bi anlamda. Dünya hassas kalpler için cehennemdir, sözünde ki hassas kalplerin hikayesidir.