Ahmet Şerif İzgören'i kitaplarından, seminlerinden tanımış ve sevmiş biri olarak yeni kitabını görünce direkt aldım. Ama tam bir hayal kırıklığı oldu. Kitabın içeriğinde hem başka konudan başka konuya atlayıp sürekli şimdi neyden bahsediyor diye soruyorsunuz kendinize. Kitapta gerçekten olumlu motive edecek örnekler var ama bir o kadar da yazara duyduğum sempatiyi yok edecek fikirleri, anlatımları var. Eleştiriyi hep "belli" bi kesim üzerinden yapması, pozitif örneklerde hep kendi "mahallesinden" (her ne kadar tarafsız olduğunu da iddia etse hiçte öyle değil) örnek vermesi, sürekli ekip içinde ilerleme örnekleri anlatıp bunu ülkemize göre çok ütopikleştirmesi - ki verdiği bir örnekte, dışarıdan çalışacağınız elemana vereceğiniz parayı bana verin ben düzelteyim diyen bir çalışanın bu lafını ahlaksızca bulması - kitapta sonlara doğru insanda baygınlık oluşturacak biz, biz, biz ve yine biz / ben, ben, ben ve yine ben cümleleri, bir Alman olsaydınız derdim ama Türksünüz diye demiyorum minvalinde ve başka birkaç yerde gereksiz hakir görme olayını ise bir asker olduğunu bilerek hiç yakıştıramadım.
Kitapları yarım bırakmayı sevmediğim için zorla okudum. Kendisine olan sempatim bu kitaptan sonra yok oldu açıkcası. Kendisini kötü hatırlamak istemediğim için bu kitabı unutup Avucumuzdaki Kelebek / Şerif İzgören'i ile hatırlıcam.