Gönderi

8/10
·544 syf.··
2018 3. kitabı
Köy halkı bir sabah uyanır ve köyün en işlek yeri olan Gabri ve Olivier’e ait bistroda bir ceset bulunur. Zaten az bir nüfus taşıyan köy, hiç tanımadıkları bu cesedin nereden ve kim tarafından geldiğini hatta kim tarafında öldürüldüğü ile çalkalanırken Gamache ve ekibi ortaya çıkar. Armand Gamache, Sherlock Holmes’un 2010+ versiyonu desek hata etmemiş oluruz. Bölümlerde Holmes gibi ince ayrıntılara önem veren ve analitik düşünmeyi gayet iyi kullanan Gamache bu kitapta da davayı anlının akı ile kapattı. “Taammüden adam öldürmek.” İşlenen cinayet sebebi bütün cinayetler gibi para, hazine için olmuştur. Dünya üzerinde işlenen cinayetlerin yarısından çoğu bu sebeple işlenmiştir. Ve söylemek gerekirse 2017 senesinde olmayan para birimi “Bitcoin” içinde bir cinayet işlenmişti. Louise Penny insan duygularını yansıtmada başarılı bir kalem. Bunu romanda olan akıcılık ve olayların birbirine ustaca bağlanmasından da anlayabiliriz. Özellikle bazı tanımlamalar yapması çok hoşuma gitti. Bölümü okuduktan sonra nokta koyup vicdan, açgözlülük, ihanet gibi insan duygularını belirtmesi çok hoştu. “Kaos geliyor oğlum.” deyince çok aşırı derece de bir gerilim bekliyordum. Ancak çok nadiren gerildim. Gamache’nin ve ekibinin kıvrak zekâsı, Gabri’nin Olivier’e olan bağlılığı, Ruth ve Rosa’nın gülünç halleri gerçekten eğlenceli idi. Münzevi’nin tahta oymalarından ve yazarın bunu betimleme tarzından bahsetmek istiyorum. Gerçekten o oyma eşyaları yazarın anlatımıyla kanlı canlı gördüm. Bir çevre bu kadar güzel sentezlenip böyle güzel aktarılabilirdi okura. Arada bir de gerilim vermesi ise ayrı bir güzellik katıyordu. Konu Kanada’nın küçük bir köyünde geçiyordu. Aşağı yukarı bizim Çamlıhemşin tadında bir yer gibi geldi bana. Ama benim asıl merak ettiğim yer ise Britanya Kolumbiyası sınırlarına dâhil olan takımadalardan Gwaii Haanas ilgimi çekti. Tıpkı bizim başından sis eksik olmayan Rize gibi bir yer düşünün ki tek bir farkı var oradan 1000 yıllık kızıl sedir ağaçlarına ev sahipliği yapmış bir ada. Yeşilin dibine vurduğu ve Emily Carr’ın eserlerine ilham kaynağı olan Haida’ların yaşadığı bir dizi adacık. Sözün özüne gelirsek; ben eğlenceli ve güzel bir kitap okudum diyebilirim. Sizlerde benim gibi polisiye romanlarını seviyorsanız tavsiye ederim. Armand Gamache ile tanıştığınıza pişman olmayacaksınız. Kısa bir kaç bilgi. Haida’lar : Haydalar ya da Hayda Kızılderilileri, Kanada'nın Britanya Kolombiyası eyaletinin Haida Gwaii adasında ve Amerika Birleşik Devletlerine bağlı Alaska eyaletinin Galler Prensi Adasında yaşayan şamanist ve Hristiyan Alaska ve Kanada Kızılderilileridir. Emily Carr : 13 Aralık 1871 - 2 Mart 1945 tarihlerinde Britanya Kolumbiyası’nda yaşamış yazar ve ressam. Yerli halklardan esinlenmiş resimleri ve etkin yazılarıyla toplumda farkındalık yaratmış bir kişilik. Bir Emily Carr çizimi. upload.wikimedia.org/wikipedia/commo...
Acımasız HikayeLouise Penny · Martı Yayınları · 2017128 okunma
·
260 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.