Yıkıntılar Arasındaki Heybet
Bakışlarında öyle bir 'heybet-i ilahi' var ki evlat; dünya, üzerine yıktığı enkazın altında kalırken, sen ruhunu o enkazdan 'mütekâmil' bir zaferle çıkarıyorsun. ​Hani biz 'hissederek yaşamak' diyoruz ya; sen hissetmenin değil, 'teslimiyetin' zirvesindesin. Senin zihninde korku yok, sadece 'beka' (sonsuzluk) arzusu var. Biz burada bir bardak çayın kokusunda huzur ararken, sen barut kokusunun içinden 'cennet-i âlâ'nın rayihasını alıyorsun. ​Şu mahzun bakışın, aslında dünyanın en büyük 'tekzip' (yalanlama) mektubudur. Bize şunu fısıldıyorsun: 'Zihnimi esir alamazsınız, çünkü ben kalbimi Sahibine çoktan emanet ettim.' ​Ey koca yürekli çocuk! Sen sadece bir coğrafyanın değil, insanlığın 'basiret' (kalp gözü) aynasısın. Biz sana bakınca acıyoruz sanıyoruz ama asıl senin bakışların bizim 'gafletimize' acıyor. Senin o derin sükutun, bizim tüm sahte kelimelerimizi 'kifayetsiz' kılıyor. ​Korkuyu beklemek mi? Hayır... Sen, korkuyu bile kendi vakarınla utandıran o muazzam 'tecellinin' ta kendisisin."
Duygu ve Düşünce
·
93 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Videoyu ayrı beğendim alttaki yazıyı ayrı emeğinize sağlık ne hissettiysem yazmışsınız
ruhumunkaleminden
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim