Gerçeküstücülük akımını duymuşsunuzdur; bilinen diğer ismiyle "sürrealizm".
Yani, akla ve mantığa uygun gelmeyen, bilinçaltı ve olağanüstü kavramlarına yoğunluk veren bir akımdır kısa tabiriyle.
Avusturya Edebiyatının en ünlü yazarlarından birisi olan Alexander Lernet-Holenia, Baron Bagge eserinde de bence bir sürrealist bir bakış açısı ortaya koymuştur.
Eser 3 bölümden oluşuyor;
İlk bölüm yazarın yakın dostu olan (ve benim de çok sevdiğim) yazar Stefan Zweig ile 2-3 adet ile sınırlı olan mektuplaşmasından ibaret.
İkinci bölüm, kitaba ismini veren Baron Bagge hikâyesinden;
Üçüncü bölüm ise, yazarın otobiyografisinden oluşuyor.
Mektup dili çok güzeldi her iki yazarın da.
Gelelim kitabın konusuna;
Burada spoiler olma ihtimali olabileceğini altını çizerek belirtmem gerekiyor :')
Kendisiyle evlenmek istedikleri için yaşamlarına son veren iki kadının ölümünden sorumlu tutulan Baron Bagge, neden bu kadınlarla evlenemeyeceğini, neden hayatında bir kadından bile hoşlanamayacağını anlatıyor hikâyesinde.
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş döneminde bir emirle savaşa gönderilen Baron Bagge ve birliği geldikleri köyde aradıkları düşmanı bulamazlar.
Birlik burada Rus düşmanın nerede saklanmış olabileceğini düşünürken, köydekiler alaycı bir şekilde buranın en güvenli ve düşmanın asla gelemeyeceği bir yer olduğunu iddia eder.
Sonrasını anlatmayayım siz okuyun :)
Mistik ve büyülü hikâyeler her zaman daha fazla dikkatimi çektiği için ben çok beğendim açıkçası.
Ve sonunda şaşırdım da...
Dili, kurgusu, sadeleştirilmesi gayet yerinde ve güzeldi.
Hakkında ne söylesem spoiler olabileceği düşüncesi ile çok yazamadım; böyle durumlarda ne yazacağımı bilmediğim için umarım saçmalamadan yazabilmişimdir :')
Sürrealizmden, büyülü eserleri okumaktan hoşlanıyorsanız, bir de içindeki savaş atmosferi beni sıkmaz diyorsanız okumanızı tavsiye ederim 🩷
Baron BaggeAlexander Lernet-Holenia