Adı ‘Yaşamak’ olup bu kadar ölüm barındıran bir hikaye.
-spoi-
Gençlik yıllarının cahilliğiyle elindeki büyük fırsatını; maddi gücünü, hamile eşini, anne babasını bir hiç uğruna sefilliğe sürükledi.
Bedelini tüm ömrü boyunca kendi başta olmak üzere tüm sevdikleriyle ödemek zorunda kaldı.
Annesi yoklukta kumar oynamaya gittiğini düşünerek öldü. Halbuki savaştaydı.
Oğlunu okutmak amacıyla dilsiz kızını başka bir aileye sattı.
Oğluna çok kötü davrandı. Onun o masum güzel kalbini sevdiğini hiç gösteremedi. Küçük yaşındaki evladının acısını yaşadı.
Ah o oğlunun kuzularına bağlılığı içimi parçaladı.
Tam kızının mutluluğunu mürvetini anneliğini görcem derken kızını doğumda kaybetti. İki evladı da ellerinden kayıp gitmiş oldu.
Torunun adını ‘acı kök’ koydu.
Hiçbir zaman kıymetini bilmediği, hamile haliyle bile dövdüğü ama yine hep yanında olan eşi de gözlerinin önünde eridi ve en sonunda o da öldü.
Damadı torunuyla mutlu derken damadını kaybetti.
Ve en sonunda da yine kendi ihmali yüzünden torununu da kaybetti.
Bu çektiği acıların hepsinı hak etmiş olabilir miydi? Elindekilerin hiçbir zaman kıymetini bilemediği için tüm sevdiklerinin gözünden kayıp gitmesiyle cezalandırılmış mıydı yoksa?
Bu kitap kalbimi 27 yerinden parçaladı hem de çoğu yerde şoka uğrattı.
Kitabın akıcılığına diyecek hiçbir söz yok. Yazarın dilini de çok beğendim.