Yüreğin Kabarmış, beni bir olay örgüsünün değil, bir insanın iç dünyasının içine aldı.
Okurken “ne oldu”dan çok, “ne hissedildi”yi takip ettim. Çünkü bu kitap anlatmıyor; hissettiklerini okura bırakıyor.
Sayfalar arasında sessiz ama yoğun bir duygu akışı var.
Söylenememiş sözler, yarım kalmış bakışlar, içe bastırılmış öfke ve kırgınlıklar…
Bazen bir çocuğun kalbine döndüm, bazen annesinin karşısında susmayı seçen bir kız oldum, bazen de artık dayanacak gücü kalmamış bir kadın.
Defne’nin iç sesiyle ilerlerken;
anne Nefin ve baba Yahya, kurgudan çıkıp hayatın içinden tanıdık yüzlere dönüştü.
Bu kitap bana şunu hatırlattı:
İnsan her zaman ağlayarak acı çekmez; bazen sadece yüreği kabarır.
Finali güçlü. Yüksek sesle değil, derinden gelen bir etki bırakıyor.
Duygular samimi ve gerçek.
16 Kasım’da aldım, aynı gün yarısını okudum.
Bugün son sayfayı kapattım.
Zamanın nasıl geçtiğini fark etmeden okudum.
Bir solukta bitti; etkisi ise benimle kaldı.