Gönderi

Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2022 11. kitabı
Ebu Cehil öldü ama,zihniyeti hâlâ yaşıyor... Bir kere,ahlaksız insan olmaz.Ya güzel ahlak sahibidir ya da kötü ahlak.! ​"-Arkadaşların, biliyorsunuz bütün bunlar emperyalist güçlerin oyunu. İslâm’a karşı duramayacaklarını anlayınca, işe, kadını sokağa çekmekle başladı. Onlar çok iyi biliyorlardı ki, kadını İslâmi hassasiyetinden kopardılar mı işleri kolay olacaktı. Ve onlar biliyorlardı ki, kadını bozdular mı, toplumu bozmuş olacaklardı. İnşaallah, sizler ümit veriyorsunuz, bu oyunu bozacak olanlar sizsiniz. Bilinçlenen asrın Zeynepleridir. İslâm'a sarılan, zamanın Sümeyyeleridir. Kısacası ümit sizde, siz, asrımızın genç kadınında." İnsanlar hata yapabilirler, bizler insana bakıp İslâm’ı tarif etmiyoruz. İslâm’a bakıp, insan tarifi ediyoruz. İmanın hakikatini bilememek. İman hangi durumda kabul görür? Hangi durumda kabul görmez? Allah'ın bizden istediği imanın gerekleri nelerdir? Hangi fiiller imanı zedeler? Her şeyden öte, Allah vardır diyen herkes müslüman olur mu? Görüldüğü gibi, Allah’a ait olan bir çok şeyi kabul ettikleri halde, bu onların imanlı sayılmalarına yetmiyor. ​Zülal araya girdi: ​— Yani, kafana göre takılmayacaksın. Senden, nasıl inanman isteniyorsa öyle inanacaksın. Öyle mi? ​— Evet. Ve bir de inanman gerekenlerin hepsine inanacaksın. Birine, tamam inandım. Ama, şu kural işime gelmedi demek yok. Çünkü, birini inkar, hepsini inkar gibidir. ​"– Sonuçta, bir insandan çıkmamış mıdır? Her bir izm, bir insan uyduruğu değil midir? ​– Evet. Elbette ki, her birinin bir sahibi var. ​– Sonuçta, bunlar birer insandır. Ve insanları yönetmek, idare etmek için kurallar belirliyorlar. Allah’ta, insanları idare etmek için, kurallar belirlemiş. Allah, herkesten, herşeyi daha iyi bildiğine göre, hangi kuralları benimsememiz lazım. Kaldı ki, bir insanın adı, Allah’ın yönetimine evet dediği için müslümandır." Kur’an’ı tanımayanlar, çağa uymuyor safsatasını öne atıyorlar. Bence, bunu söyleyenler iki nedenle söylüyorlar. Bir: Ya Kur’an’ı tanımıyorlar. Tanısalardı nasıl çağlar üstü olduğunu görürlerdi. İki: Ya da kasıtlı söylüyorlar. ​"Arkadaşlar, araştırmamla ulaştığım sonuç şu; İslâm'ın üç temel taşı var. Bunlar, İman, amel, âhlak. Bu âdeta üç ayaklı iskemleye benziyor. Üç ayaklı bir iskemlenin, herhangi bir ayağında arıza olursa denge kurmak mümkün olmadığı gibi, İslâm'da bu üç esas üzerine kurulmuş bir din. Dolayısıyla, üç ayağın da sağlam olması gerekmektedir. Özellikle birinci ayak, yani iman asla ve kat'a yamukluğu kabul etmiyor. İkinciside samimi bir şekilde yapılan ibadetler-işler. Üçüncüsü de, Kur'an'i âhlak... ​— İmanın Türkçe karşılığı, inanmak. Demek ki, kişi inandım dediyse inandığı gibi davranmak zorunluluğu çıkar, aksi halde. ​Sevgi: ​— Hatice abla, örneklendirebilir misin? ​— Tabi. Örneğin, sen ateşin yakıcı olduğuna inandığın halde, sobanın içine elini hiç soktun mu? ​— Hayır. ​— Demek ki, onun yakıcılığına ettiğin iman, elini içine sokmaktan men etmiş. Ayrıca, sen soba yakıcıdır dediğin halde, elini içine sokarsan sana ne derler? ​— Deli deseler yeridir. ​— Çok afedersin ama ya deli derler ya da ateşin yakacağına inanmadı derler. Allah’ın kıyamete kadar geçerli olacak kanunlarına gerici damgası vuruyorsunuz. Bizim gibi bir insanın çıkardığı, uydurduğu kanunlarda ilerici oluyor öyle mi? Yani insanların uydurduğu kanunlar, Allah'ın kanunlarından güzel öyle mi? ​— Hâşâ bacım. Biz emir kuluyuz ne yapalım? ​— Emir kulu ne demek? ​— Ekmek paramız burdan, onun için de patrona bağlıyız. ​— Ali abi, sen kimin emirlerinin kulusun. Bir insan iki şeye kulluk edebilir mi? ​— Burada iş veren benim. ​— Bu iş yerini de size veren biri var. İş veren olmanız, kural koymada Allah ile yarışmanızı gerektirmez. ​— Bu emir devlettense ne yapalım? ​— Bir kere, ben devlet için var olmamalıyım, devlet benim için var olmalı. Benim hak ve özgürlüklerimi garanti altına almalı. Benim haklarımı korumayan, benim haklarıma bizzat tecavüz eden devleti kabul etmiyorum. Ayrıca, sorgulanmaktan hoşlanmadım. Kıyafetim işyerinize uymuyorsa, işinizden istifa ederim. Net, fikrinizi söyleyinde, ben de gideyim. Okumak işi günümüzde bilinçsizce yapılageliyor. Kur'an'ın ilk emri "İKRA" yani, "OKU" dur. Oku ama nasıl oku? Okumamız isteniyor ama anlayarak okumamız isteniyor. Yoksa, ne manaya geldiğini dikkate almadan yüzünden okumamız istenmiyor. Zaten, böyle okumak sizi takva sahibi yapmaz. Hem kitaba sahip çıkıp, bu Kur'an benim kitabımdır diyeceksin. Hem de benim diye sahiplendiğin kitapta neler var bilmeyecek ya... Kadın, toplumunda, ailenin de nüvesi. Çünkü nesiller onun elinde yetişiyor. Çünkü toplum demek, kadın demek. Onun için İslâm düşmanları, kadını aslî kimliğinden koparmak için, çok uğraştılar ve hâlâ da uğraşıyorlar. Sanki bu Kur’an duvarları süslemek için, Sanki bu Kur’an muska yapıp suyu içirilsin diye, Sanki bu Kur’an yaralar üzerine yazılsın diye, Sanki bu Kur’an mezarlıkta okunmak için, Sanki bu Kur’an üfürükçülük yapılsın diye, Sanki bu Kur’an birileri para kazansın diye, Sanki bu Kur’an musiki ihtiyacını karşılamak için, Sanki bu Kur’an anlamaksızın düşünmeksizin okunmak için, gönderilmiştir. Öyle mi? Hâşâ. – Başlıca özelliklerini şöyle sıraladım. Bir: İnandım demiş inanmamışlardır. İki: Emanete ihanet etmek ve sözünde durmama. Üç: Tağut’un önünde muhakeme olmayı isteme. – Neyin dedin? – Tağutun. Yani Allah’ın kanuna rağmen, kanun çıkaranlar. Çıkardığı kanunlarada tağuti kanunlar deniyor da. Sorarım sana ey müslüman, Söyle kanamıyor mu yaran? Yok olmadıkça İslâma vuran, Söyle bayram yapılır mı? ​    Bosna'lım kanlar içindeyken,     Filistinlim sürgündeyken,     Müslümanlar ezilirken,     Söyle bayram yapılır mı? ​Senin bayram yapman için, Tağutlara yetmeli gücün, Ezanların tutsak, niçin? Söyle bayram yapılır mı? ​    Hürriyete kavuşmadan,     Ezanları kurtarmadan,     İslâmı hâkim kılmadan,     Söyle bayram yapılır mı? Benim Bacım ​Uyanmış gafletten bir bacı daha, Kaldır ellerini yalvar Allah'a Geriye dönme, sakın bir daha. Gazan mübarek olsun, benim can bacım. ​Unutma ki bu dünya ebedi değil, Kır nefsini sen secdeye eğil, Namazsız yaşantı İslami değil, Bırakma namazı kıl benim bacım. ​Tutanlar orucu yaklaşır hakka, Hem kalkan olur, yetişir darda, Mevlâ yardım eyler, kalınca zorda, İhlas ile orucu tut benim bacım. ​Gir tesettüre kanma modaya, Sanma ki açıklıkla gidilir aya, Açıklıkta birinci olan yamyama, İnsan eti versen yiyiyor bacım. ​Lanet okudu Rasul açık, çıplağa O'ndan lanet alan ermez felaha, Sen vur baltanı moda denen ilaha. Benze Sümeyyelere, sen benim bacım. ​Unutma ki müslüman bilgisiz olmaz. İlimli olan, kahrolası putlara tapmaz. İlah nedir tanıyan, doğrudan sapmaz. İlimle meşgul ol sen, benim bacım. ​— Afedersiniz, yine araya gireceğim. Ama kafam karıştı, sormadan edemeyeceğim. Ne demek bu Allah'a inanan kafir? Hiç, Allah'a inanan kafir olur mu? ​Sevgi'nin sorusuna Zeyneb cevab verdi: ​— Kardeşim, her Allah'a inandım diyen müslüman sayılmıyor. Allah'ın var olduğu inancıyla birlikte, Allah'ın ilahlık sıfatını da kabullenmek gerekiyor. Tek kelimeyle, Allah ancak kendi istediği şekilde olduğu takdirde, insanın imanını kabul ediyor. Mekkelilerin imanı böyle olmadığı, tevhide ters düştüğü için Allah onlara müşrik, yani eş koşan adını vermişti."
Zamanın ZeynebiSabiha Ateş Alpat · Beka Yayınları · 20001,126 okunma
·
62 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.