Goethe’nin Genç Werther’in Acıları kitabı beni gerçekten duygusal olarak çok etkiledi. Basit bir aşk hikâyesi gibi başlıyor ama ilerledikçe insanın içini o kadar sıkıştırıyor ki, bir noktadan sonra sanki Werther’in acısı bana da geçiyor. Mektup tarzında yazıldığı için duygular çok doğal, sanki karşında biri oturmuş sana içini döküyor gibi.
Werther’in Charlotte’a olan sevgisini okurken bazen kızdım, bazen üzüldüm, bazen de “keşke bu kadar sevmeseydi” dedim. Goethe, insanın içinde büyüyen bir duygunun nasıl saplantıya dönüşebileceğini o kadar gerçek anlatmış ki, satır aralarında kendi kalbini buluyorsun.
Bazı cümleler altını çize çize okuttu. “Niçin ben Werther, niçin bir başkasına ait olan ben?” cümlesi hâlâ aklımda yankılanıyor.
Kitap biraz hüzünlü ama o hüznün içinde insana kendini sorgulatan bir güzellik var. Ruh hâlinin sakin olduğu bir dönemde okunmalı bence; çünkü fazla etkiliyor.
Benim için kısa ama iz bırakan bir kitaptı — bittiğinde sessizce uzun süre düşündüm.