·112 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Ocak 2026 00:07 KÖPEK-Pilar Quintana
*Spoiler (Tat kaçıran) içermektedir.
Pilar Quintana’nın kısa romanında, bir köpeği sahiplenen Damaris’in geçmişi ve bugünü arasında gidip gelen bir anlatı kuruluyor. Psikolojik yönü güçlü olan roman, aynı zamanda Kolombiya toplumunun hayvanlara bakışını da çarpıcı biçimde yansıtıyor.
Bu iki boyuttan ele aldığımızda Damaris’in hayatı oldukça sert bir çocuklukla başlıyor. Anne ve babasız büyüyen Damaris, dayısının yanında, aile sevgisinden uzak bir ortamda yetişiyor. Yakın bir arkadaşının ölümünde etkisi olduğu düşünülerek henüz küçük yaşlardayken hem ona bakan akrabaları hem de yaşadığı yerdeki insanlar tarafından suçlanıyor ve —bana çok dokunan bir biçimde— cezalandırılıyor.
Yetişkinliğinde de bu döngü kırılmıyor. Evliliğinde, eşi tarafından psikolojik şiddete maruz kalıyor. Çocuk sahibi olamaması ise evliliği iyice çıkmaza sürüklüyor. Tam bu noktada hayatına bir köpek yavrusu giriyor. Damaris, tüm annelik güdüsüyle bu yavruyu sahipleniyor, eğitiyor, onunla ilgileniyor.
Toplumun hayvanlara yaklaşımını da tam burada, yaşananlar üzerinden okuyoruz. Damaris’in yaşadığı bölgede zaman zaman köpek ölümleri, hayvanların öldürüldüğüne dair söylentiler ve haberler dolaşıyor. Eşi üzerinden de hayvanlara ne kadar acımasız davranılabildiğini görüyoruz.
Romanın sonunda Damaris’in çocukluğunda maruz kaldığı sevgisizlik ve şiddet, bu kez onun ellerinde su yüzüne çıkar. Annelik duygusuyla sahiplendiği, büyüttüğü köpeği, evden kaçtığı ve hamile kaldığı için öldürür; bu da sadece bireysel bir yıkımı değil, öğrenilmiş şiddetin nasıl kuşaktan kuşağa aktarıldığını gösterir. Hayvana yönelen şiddet, bastırılmış anneliğin ve çocuklukta eksik bırakılmış sevginin karanlık bir yansımasına dönüşür. Roman, sevgiyle büyümeyen insanların, en çok da sevgiye ihtiyaç duyanlara zarar verebildiğini acı bir biçimde hatırlatır.