Bu kitabı bitirdim ama içimde net bir “çok sevdim” duygusu yok.
Belki de sorun kitapta değil, Livaneli’den beklediklerimdeydi.
Bekle Beni acıyı yumuşatmıyor.
İşkenceyi, baskıyı, korkuyu açıkça anlatıyor.
Devleti, askeri, polisi eleştiriyor — ama bunu bugünün konforundan değil, yaşanmış bir dönemin içinden yapıyor.
Ve evet, bu ülkede siyaset yüzünden idam edilen insanlar vardı.
Bu kitap tam olarak bunu hatırlatıyor.
Beni zorlayan şey şu oldu:
Anlatılanların ağırlığıyla edebi tat arasındaki mesafe.
Gerçekler sert, hikâye sert; ama bende beklediğim derinliği her yerde yakalayamadı.
Yine de “çöp” denecek bir kitap değil.
Aksine, rahatsız edici olduğu için önemli.
Beğenmemek, yok saymak değil — yüzleşmektir.
Bazı kitaplar sevilmez.
Ama susturulmayı da hak etmez.