Gönderi

Kelebekler Rüyadayken
10/10
·160 syf.··
2026 43. kitabı
Biz Kelebekler, Rüyadayken… “… Zonguldak vilayetine bağlı tüm köylerdeki 15-65 yaş arası erkek vatandaşlar maden ocaklarında çalışmakla mükelleftir.” -İş Mükellefiyeti Kanunu (Türkiye, 1940)- Behçet Necatigil rolünü de üstlenen Yılmaz Erdoğan‟ın yönetmenliğini ve senaristliğini yaptığı film 1941 yılının Zonguldak‟ında geçiyor. Perde zifiri karanlıkta dolaşan bir ateşböceği görüntüsü ile açılıyor. Madencilerin çalıştığı zifiri karanlıktaki tek ışık, ateşböceği… Ardından “mükellef” oldukları için zincirlenip zorla madende çalışmaya götürülen köylüleri görüyoruz. Burada yönetmen, milletin efendilerinin “milletin efendilerine” hizmet için bu hastalıklı ve meşakkatli işe zorlanmalarını açıkça eleştirmiş diyebiliriz. Bu duruma başka bir eleştiri de filmin ilerleyen kısımlarında geçen bir bale sahnesi… Bu sahnede, duvarında “Vatan borcu çalışarak ödenir. ” yazısının bulunduğu ve bu yazının özellikle vurgulandığı bir salonda bale gösterisine hazırlanan varlıklı aile çocuklarını görüyoruz. Yani birileri çalışmalı ki paranın sahipleri eğlenebilsinler… En büyük hayalleri Varlık‟ta şiirlerini görmek olan iki şair, iki verem hastası Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu‟nun etrafında gelişiyor olaylar. Bu iki genç şair yörenin zengin ailelerinden birinin kızı olan Suzan‟ı görürler ve ona anında tutulurlar. Hatta bu kız üzerine iddiaya bile tutuşurlar. İkisi de birer şiir yazacak ve kız hangi şiiri beğenirse diğeri aradan çekilecektir. Rüştü‟nün senaryosunu yazdığı bir tiyatro oyunu sayesinde tanışırlar. Kurdukları tiyatro grubuyla gittikleri piknik sahnesinin başında göze çarpan bir metafor, şairlerin yaşadıklarını en kısa şekilde anlatıyor bizlere. Çiftleşen yusufçuklar… Yusufçukların hikâyesi şu: Erkek yusufçuk, kanatlandığı andan itibaren “aşkının” peşinde uçar ve sonunda vuslata erer. „Vuslat aşkı öldürür‟ derler. Çiftleşme sonrasında dişi yusufçuk erkeğinin kafasını kopartır… Rüştü ve Muzaffer de aşklarının peşinden koşar, hatta bu uğurda ölümü göze alarak tedavi oldukları sanatoryumdan kaçarlar. Tıpkı erkek yusufçuk gibi… Eğer bilseydi yusufçuk, aşkına ulaştığında öleceğini, yine de gider miydi onun peşinden? Evet, giderdi. Çünkü, aşk bahanesidir şiirin… O yıllarda halkın içinde bulunduğu yokluk ve sefaletten Rüştü, Muzaffer ve hocaları Necatigil de etkilenmiştir. Yazmak için kâğıt, daktilo ve yazacak yer bulamayan gençler bu yoklukta iyi beslenemedikleri için veremden de kurtulamazlar. Hatta Necatigil‟in daktilo ve kâğıt istemek için kapısına gelen bu iki genç şaire söylediği şu söz her şeyi özetliyor: - Eve biraz fazladan kâğıt girsin diye devamlı ödev veriyorum çocuklara. Bizler bu drama üzülürken başka bir sahnede, civarda satılmadığı için İstanbul‟dan dondurma getirten zenginlerin dramını şu diyalogla vuruyor yüzümüze yönetmen: - Zikri Bey, İstanbul‟dan dondurma geleceğinden bahsetmişlerdi ama gerçekten inanmamıştım. - Düşündüğümden pahalıya mâl oldu. Filmin ana olaylarından biri de Suzan‟ın madenleri görmek istemesi. Suzan kendisini madene götürmesi için Muzaffer‟e çok ısrar eder. Bunun üzerine Muzaffer; “Orası kızlara göre bir yer değil, hatta insana göre bir yer değil.” der. Ama ısrarlarına dayanamayıp götürür. Erkek kılığına girip madene giren Suzan, gördüklerinden pek de memnun olmaz. Çünkü yetiştiği çevrede bunlar ona anlatılmamıştır. Çünkü ona göre bu işçiler sadece vatan borcunu ödemek zorunda olan mükelleflerdir. Madencilerin perişan durumu ve onlarla birlikte orada yaşayan fareler Muzaffer‟in sözünü adeta resmediyor bizlere. Muzaffer ve Suzan, madenden çıkacakları sırada “bit kontrolüne” denk gelirler ve yakalanırlar. Bu olay Suzan‟ın babasını çok kızdırır. Suzan‟ı İstanbul‟a gönderir ve sırf kızını madene götürdüğü için, sırf veremli olduğu için Muzaffer‟i dövdürür. Peki, bunca acıya, kedere rağmen vazgeçer mi bu şairler? Hayır. Çünkü, acı bahanesidir şiirin… “Tek yaptığımız tutanak tutmak, Gerisi takdir-i mutlak.” Çünkü, şiir bahanesidir hayatın… Belki de biz kelebekler, o kadar memnunuz ki rüyamızdan. Hiç uyanmak istemiyoruz uykumuzdan… (2014’te film hakkında yazdığım yazı… Vay be, 12 yıl olmuş!)
Kelebeğin RüyasıYılmaz Erdoğan · Doğan Kitap · 2013384 okunma
·
99 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.