Spoi!
Mürşit Efendi'nin yolculuğunu okurken adamcağızın düştüğü durumlara üzülüp durdum. Her seferinde günlüğünün sonlarına doğru düzeleceğinin, baştan başlayacağını sözlerini verip durması, maddeler halinde nasıl bir insan olup nasıl bir yol izleyeceğini anlatışı,içindeki umut'un tükenmemesi okuyanı da bir yandan sevindiriyor elbette. Fakat kitabı okudukça Mürşit Efendi'nin içi kötü insanlara karşı kendi tutumunu değiştirmeyip insanların onu değiştirmesi halinde bir hayli takılıp durdum;bunlar yüzünden kendini korumak adına hep sert mi durmalı insan? Düşünüyorum, Mürşit Efendi Abdüssamet Beyi dinleyip İstanbul yoluna hiç girmeseydi hayatı nasıl bir yolda ilerlerdi acaba?.. Her şeyden sonra da son sözünün Zehra oluşu bir hayli üzdü.. Kızıyla önüne geçmek isteyip de geçemediği mesafeleri, yanlış anlaşılmaları.. Her ikisinin içinde birbirlerinin sevgisi öyle bir kaldı ki.. Yarım bile değil.. İnsan kendi hayatına koymadan edemiyor tabii ben de geç kalır mıyım diye.. Umarım ki kalmayız.