Puan vermedi·134 syf.····Okunma: 03 Ocak 2026 16:12 Bu yıl okuduğum ilk kitap Amin Maalouf'un ölümcül kimlikler adlı eseri oldu. 30 yıl önce kaleme alınmış olsa da hala güncelliğini koruyan bu eserde; insanoğlunun tek tipleştirilmeye çalışılmasının kimliğimiz ve ait olduğumuz kültür açısından ne gibi ölümcül sonuçlar doğurabileceği konuları işlenmiş.
March Bloch'un "insanlar babalarından çok zamanlarının çocuklarıdır" sözüne atıfta bulunması beni en çok etkileyen alıntılardan biri oldu. Gittikçe daha fazla küreselleşen dünyada geleneklerimizden kopuyor, ebeveynlerimiz doğduğu dünyadan bambaşka dünyalara doğuyoruz. Tarihin hiçbir döneminde bu kadar etkili olmayan bu kuşak çatışması yeni neslin kendi öz kültürünü küçümsemesine ona sosyal medya ve çeşitli yayın organları ile empoze edilen yabancı kültür üstünlüğü güzellemeleri, ait olduğu kimliğin dilin kültürün yok olması ve yozlaşmasına yol açabilir.
Bir insanı bir kültürü tanımak; o kültürü uzaktan gözlemlemenin veya ortak dil kabul edilen ingilizce ile konuşmaya çalışmanın aksine o kültüre ait olan ne varsa yaşamaya öğrenmeye ve konuşmaya çabalamakla olur. Bir adım sen bana at bir adım ben sana atayım gibi karşı tarafa dayatımda bulunan önyargılar yerine bazen tüm adımları kendimiz atmamız gerekebilir. Hayatı yaşamaya değer kılan da bu eşsiz farklılıklarımız değil midir?