Bu kitabı okurken fark ettim ki, aslında yorulan bedenim değilmiş; asıl yorulan ruhummuş. Kemal Sayar’ın Yavaşla kitabı, bana bunu sakince ama derin bir şekilde hissettirdi. Sayfalar ilerledikçe bir şeyleri öğrenmekten çok, unuttuklarımı hatırladım. Acele etmeyi ne kadar normalleştirdiğimi, hızın hayatımın merkezine nasıl yerleştiğini ve bunun beni nasıl içten içe tükettiğini düşündüm.
Yavaşla, “şöyle yapmalısın” diyen bir kitap değil. Daha çok, “dur ve kendine bak” diyen bir ses gibi. Okurken kendimi yargılanmış hissetmedim; aksine anlaşıldığımı hissettim. Gün içinde koştururken, yetişmeye çalışırken, güçlü görünmeye çalışırken aslında ne kadar ihmal ettiğimi fark ettim: kendimi.
Kemal Sayar, modern hayatın insanı nasıl hızla yalnızlaştırdığını, derinlikten nasıl uzaklaştırdığını çok sade ama etkili bir dille anlatıyor. Kitapta anlatılanlar bana yabancı değildi; tam tersine fazlasıyla tanıdıktı. Sürekli bir şeylere yetişme hâli, durunca suçluluk hissetmek, dinlenirken bile “boşa vakit geçiriyorum” düşüncesi… Hepsi hayatımın bir parçasıydı ve bu kitapta kelimelere dökülmüş hâlini görmek beni hem sarstı hem rahatlattı.
En çok da şunu düşündüm: Biz hızlandıkça hayat yavaşlamıyor, aksine anlamını kaybediyor. Sayar’ın satırlarında sık sık insanın köklerine, anlam arayışına ve sükûnete vurgu var. Bu vurgu bana iyi geldi. Çünkü modern dünyanın sürekli “daha fazlasını” dayattığı bir yerde, bazen daha azın yeterli olduğunu hatırlamak gerekiyor.
Yavaşla, bende bir farkındalık oluşturdu ama bu farkındalık yüksek sesle değil, sessizce geldi. Büyük kararlar aldırmadı belki ama bakış açımı değiştirdi. Daha az koşmayı, daha çok hissetmeyi; daha çok susmayı, daha dikkatli dinlemeyi düşündürdü.
Bu kitabı okuduktan sonra anladım ki yavaşlamak, geride kalmak değilmiş. Aksine, kendine yaklaşmakmış. Herkesin hızlı olduğu bir dünyada biraz yavaşlamayı seçmek, belki de en büyük cesaretmiş.
Kendini yorgun, sıkışmış, içten içe tükenmiş hisseden herkesin bu kitabı okuması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bazen ihtiyacımız olan şey, motive edici cümleler değil; durup nefes almamıza izin veren kelimelerdir. Yavaşla tam olarak bunu yapıyor.
M. Kemal Sayar