Stoacının Günlüğü kitabı stoacı felsefenin temelinde bulunan düşünceleri Stoa felsefesine yön veren Marcus Aurelius, Seneca ve Epiktetos’un yazılarına başvurarak anlatmaktadır. Her güne ayrı bir konu, konu bütünlüğünü bozmadan aylara bölünerek ele alınmıştır. Antik bilgeliği, modern insanların hayat rehberine dönüştüren harika bir başucu kitabı.
Bundan sonraki kısımda, Stoacının Günlüğü kitabı, romandan çok bir öğreti kitabı olduğu için çok fazla alıntı yapılacaktır. Bu durum da bir kitap incelemesinden daha çok kısa bir kitap özeti havası yaratabilir. Dönüp tekrar bakabilmek için kitapta üzerinde durduğum noktaları uzun uzun anlattım. Bu noktalar:
*Bir gün endişelenirsen kendine şu soruyu sor: İçim neden düğüm düğüm oluyor? Şu an kontrol bende mi yoksa endişelerimde mi?
*Stoacıların inanışına göre canımızı sıkan birçok şey gerçek dünyanın değil, hayal gücümüzün bir ürünüdür. Hiç başımıza gelmemiş olan şeyler bize ne kadar çok acı çektirdi. Öfkelendiğin tedirgin olduğun şey gerçek değilken bunlara verdiğin tepkiler gerçek.
*Önemsiz şeylere gereğinden fazla zaman verirsen onu önemli hale getirmiş olursun. Senin için asıl önemli olan şeylere (ailen, sağlığın vb.) daha az zaman ayırmak zorunda kalırsın yani önemli şeylerden çalarsın.
*İstemediğimiz bir şey oldu diyelim. Geçmişte olan olayı mı yoksa düşüncelerimizi mi değiştirmek daha kolay olur. Stoacılar bu kabullenişe teslimiyet sanatı adını verir. Hatta bir adım daha öteye götürerek keyif almamızı önerirler. Nietzsche bu fikri anlatmak için amor fati (kader sevgisi) kavramını bulmuştur. Kabullenmek ile edilgenlik aynı şey değil bunu da karıştırmayalım lütfen. Her şey değişimdir(kimse aynı nehre iki kez giremez) bunu kabullen kendini akışa bırak. Dünyanın karar mekanizmasına Stoacılar lagos adını verir. Lagosu anlamak için şu örnek verilir; hepimizi tasmalarımızdan bir arabaya bağlı köpekleriz. Tasmanın kayışının uzunluğu etrafımızı keşfetmeye ve hızımızı ayarlamaya yardımcı olabilir. Günün sonunda varacağımız yer değişmeyeceğine göre kendi isteğimizle mi gideceğiz acılar içinde mi sürükleneceğiz. Değiştiremeyeceğin şeyler uğruna kendini yıpratarak harcadığın zamanı değiştirebileceğin şeyler için ayır. Stoacılar duygularından kaçmak yerine vakit kaybetmeden onlarla yüzleşmeyi ve onlarla başa çıkmayı önerirler. Sonuçlarından çok eylemlerimizin kendisinden zevk almalıyız. Odağımız başımıza gelenler değil bunlara verdiğimiz karşılıklar olmalı.
* Bir şey hakkında en ufak bir fikrinin dahi olmaması yeteneğini deneyimle. Bu şekilde söz konusu bilginin üzerindeki etkisini epey azaltmış olacaksın.’
*Bir adam zihninin sakinliği kadar güçlüdür, sakinlik bulaşıcıdır. Kabalık, kötülük zalimlik çoğu zaman derinlere gömülmüş bir zayıflığın maskesidir. Bu tür durumlarda kibarlığını koruyabilen insanlar oldukça güçlü kişilerdir.
*Koşullu mutluluk; mezun olduğumda, terfi aldığımda, kilo verdiğimde, zengin olduğumda mutlu olacağım. Kurulan bu mutluluk senaryoları şu an burada mutlu olmana engel olur.
*Bu günü değerlendirmek için 24 saatin var, yaşadığın günün parmaklarının arasından kayıp gitmesine izin mi vereceksin o günü dolu dolu mu yaşayacaksın? Atalarımızı övmeyi, onların kahramanlıklarını ve yaşanan zaferleri memnuniyetle dinleyebiliriz. Atalarımız kendi atalarının kahramanlıklarını dinlemekle yetinmeyip onları örnek alarak başarılı olmuşlardır. İşte biz de 24 saati dolu dolu yaşayarak atalarımızın kahramanlıklarına benzer başarılara imza atabiliriz.
*Negatif davranıştan kurtulmak için (örneğin sigara içmeyi bırakalı kaç gün olduysa her gün için bir zincir halkası ekle ), olumlu davranışı geliştirmek için (spora başla ve spor yaptığın her gün için bir zincir halkası ekle) zincir halkası oluştur ve o halkanın kopmasına izin verme.
*Anne babamız iyi rol model olmasa bile bizden önce yaşamış olan ve rol model olarak alabileceğimiz deneyimlerini paylaşan, yazan kişiler olduğunu bilerek asil anne babalarımızın gelecek vaat eden çocukları olabiliriz.
*Bir nehri durdurmanın en kolay yolu başlangıcına gitmektir.
*Başarı kıskanılacak değil ilham alınacak bir şeydir. Diğer insanların görevi ne olursa olsun, sen kendi görevinle ilgilen. İyi biri ol. İçindeki iyilik bir aleve benzer ve bu alevin tek koruyucusu sensin. Bu alevi her gün körüklemek, korumak ve sönmesine izin vermemek senin görevin.Eğer kimse alevini koruyamazsa dünya çok daha karanlık yer olacaktır. Peki neden doğru şeyi yaptığın için teşekküre ya da takdire ihtiyaç duyuyorsun? Bu senin işin. İşinle iftihar et. Ama hayatın bundan ibaret olmamalı. Görev başındayken ölmek gerçekten de bu kadar güzel bir şey mi? ‘Çalışırken ölenler atlardır.’
*Bir tutam önlem, bir kilo şifa değerindedir.
*Şimdi sana karşı dürüst olacağım …, dürüst olmak gerekirse …, alınma ama …, gibi cümleler akla diğer zamanlarda dürüst değil miydin sorusunu getirir.
*Stoacılık diğer insanların davranışlarını değil kendi davranışlarımızı yargılamaktır. Her zamanki gibi kendi kontrolümüz altında olan şeylere odaklanacağız.