..."Ne kadersiz çiçek bu fesleğen, kadersizliği, kolay ele gelir olmasından, strateji bilmez, hemen sevdirir kendini, okşarsın, elinde kokusu kalır; kendini öyle kolay ele verir ki geri dönüp tekrar okşama ihtiyacı duymaz kimse."
Ben her zaman hikaye okumakta zorlanan birisi oldum. Defalarca başlayıp bıraktığım pek çok hikaye kitabı var elimde. Ama Seray Şahiner okumak çekti canım. Seray Şahiner'in sade kaleminin altında yatan alt metinleri seviyorum. Yine sevdim.
9 farklı hikayeden oluşuyor kitap. 2 hikaye hariç diğer hikayeler birbirine dolanıyor hep. Bu bana roman havası verdi ve okurken bu yüzden zorlanmadım belki de.
Her zamanki gibi kadınlar kitabın ana karakterleri. Daha doğrusu, kadınlar ve bitmez tükenmez aşkla bağlı oldukları adamlar. Kadınlara bazen çok sinirlendim. Bir başkası için özsaygısını yitiren ya da yok sayan karakterler beni biraz sinirlendiriyor. Ama öyle bir kıvama getirdi ki Seray Şahiner beni, kadınlara anlayış beslemeye başladım.
Hikayeleri destekleyen pek çok gerçeklik vardı. Televizyonda defalarca duyduğumuz hatta belki ezberlediğimiz Coco Cola reklamı, eskiden mahallede duyduğumuz overlok makinesi sloganları, Türkan Şoray ve Cüneyt Arkın filmleri...