7/10
·424 syf.··
2025 7. kitabı
·
221 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2025 03:03
Mater serisi üç nöroromandan meydana geliyor. Bu serideki her bir kitabın adı, omuriliği kaplayan koruyucu zarların adından geliyor. Merkezi sinir sistemini koruyan bu zarlar -içten dışa doğru- ince zar “pia mater”, örümceksi zar “araknoid mater” ve sert zar “dura mater” olarak adlandırılıyor. Dura mater ile araknoid mater arasında bulunan ve “subaraknoid” denilen o yerde de beyin omurilik sıvısı bulunuyor. Bu zarların işlevlerini araştırınca yazarın bu zarların işlevleriyle serinin iskeletini başarılı bir şekilde oluşturduğunu daha iyi anladım. Serinin ilk kitabı olan Pia Mater’ı bitirdikten sonra yorum yazmaya üşenmiştim ama şu an bakınca iyi ki öyle olmuş diyorum. Seriyi tamamladıktan sonra yazarken fark ettim ki şu an daha iyi bakabiliyorum bu kitaba. Bazı şeyler daha görünür. Kitap, daha girişte ilgimi çekmeyi başardı. Her bölüm girişinde bir epigram da var ve Bölüm 0’daki epigram sizi kitaba çok iyi hazırlıyor. Üstelik çok da katılıyorum bu epigramda değinilen noktaya. Bölümlerde farklı karakterlerin gösterildiği pencerelerden bakıyoruz. İlk bölümlerde karakterler arasındaki bağlantıyı kurmaya ve mekânları anlamaya çalışıyoruz. Bu noktada hikâyenin henüz neresinde olduğumuzu kestirmek mümkün değil. Yalnız editör okuması gerekiyor gibi duruyor hâlâ metin. Çeviri yapılmış gibi İngilizcedeki noktalama kullanımı hâkim. Yazarın hikâye anlatıcılığı da burada biraz zayıf. Başta alışmak zor olmuştu. Bilimsel bilgileri aktarırken akademik dili değiştirmeden eklemeler yapması rahatsız edebiliyor. Bu bölümler fazla didaktik kalıyor ve akışta fazlaca zorlama göründüğü oluyor. Çok da fazla dolgu var gibi, cümleler veya paragraflar gereksiz uzayabiliyor. Tutarsızlıklarla karşılaşıyorsunuz. Anlatıcı bazen durduk yere değişiyor, akışı durduruyor. Ayrıca anlatıcı ile karakterler bazen fazla benzer tonda ve üslupta konuşuyor. İyi haber şu ki ikinci ve üçüncü kitapta bu sıkıntılar epeyce azalıyor veya artık alışıyorsunuz. Zira hem mesajı hem de konusu yönünden seri sizi ele geçiriyor. Yazar ilk kitabı karakterleri tanıtmak için kullanmış gibi görünüyor ama o karmaşık ilişkiler, olayların tetiklendiği noktalar hep bu kitapta -ki ikinci kitap olan Arachnoid Mater’a uygun alt yapıyı da iyi kuruyor. Örümceksi zardan adını alan ikinci kitapta hikâyenin bir örümceğin ağını işlemesi gibi işliyor zaten yazar. İnce zardan adını alan ilk kitabın bu görevi üstlenmesini de anlamlı buluyorum. İçten dışa doğru bir anlatım var ve serinin genel hikâyesini besleyen bir yapıya sahip. Ana oyuncudan zaten takımın bir parçası gibi. Bu kitabın -muhtemelen farkında olmadan- diğer ikisine göre zayıf işlenmesi de ilgili zarın hassas ve ince yapısıyla benzerlik kurmasını sağlıyor. Yalnız problem şu ki hem edebi açıdan zayıf bir anlatım olunca hem de ortalama bir okuru yakalamak adına verilen bilgilerin yüzeysel gibi veya popüler bilim gibi görünmesi yüzünden ikinci kitaba şans vermeyen çok kişi olmuş. Bunlardan biri de annemin doktorlarından biriydi. Muayeneye gittiğimizde kitaplığında görmüştüm ve üzerine konuşmuştuk. Yazarı bilip takdir ediyor olmasına rağmen ona hitap etmediğini düşünüp ikinci kitaba geçmemişti. Biraz ilk kitabın yorumlarına baktım da yeni bir şey söylemediğinden ve hikâye anlatıcılığını beğenmediklerinden bahsederek kimi yarım bırakmış kimi de seriye devam etmeme kararı almış. Hatta öyleleri var ki başkalarının almaması yönünde de uyarılarda bulunuyor. Bunun çok büyük bir haksızlık olduğunu düşünüyorum çünkü serinin devamında hem hikâyede ve akışta hem de bilgilerin işlenmesi konusunda inanılmaz bir gelişme var. Verdiği mesaj yönünden de çok değerli bir seri. Pia Mater’da -aslında serinin tamamı için söylenebilir ama en yoğun bu kitapta hissettim- sevdiğim şeylerden biri hayatın kalabalıklığını ve birden fazla büyük olayın eş zamanlı olabilmesini yansıtabilmesi. O meşguliyeti hissedebiliyorsunuz. Tek bir olay örgüsü değil de birden fazla kahramanın mücadeleleri, meseleleri dâhil edilerek anlatılıyor. Herkesin kendi hikâyesinde baş kahraman olduğu, yan karakter gibi hissetmeyeceği birden fazla olay örgüsünün paralel şekilde işlenişinden epeyce hoşlandım. Kitap aynı zamanda güçlü metaforlara ve göndermelere sahip. Alt metin okumalarına çok müsait bir metin. Daha ilk bölümden insanı düşündürmeye başlıyor, kendini cümlelerin altını çizerken buluyorsun. Bölüm 1’de sayfa 13-14’te şöyle yazıyordu mesela: “Yumurtayı düşün Meryam. Eğer yumurta içeriden kırılırsa hayat başlar. Yok, eğer yumurta dışarıdan kırılırsa işte o zaman bir hayat son bulur. Yani içten başlamayan dönüşümler ölümcüldür.” Hoş, yazarın bunu söylettiği karakteri pek sevdiğimi söyleyemeyeceğim ama gerçekten düşündürücüydü. İlk kitabın sorunlarından biri zaten zaman zaman seslerin birbirine karışmasıydı. Yazar bilimsel bilgileri okura aktarılması noktasında epeyce kararsız kalmışa benziyor zaten. Bilime yakın veya ilgi duyan karakterlerin bu yönlerini vurgulayıp duruyor ama bazen bu seslerin birbirinin aynı gibi duyulmasına neden olabiliyor. Ancak ikinci ve üçüncü kitapta nasıl yaptı bilmiyorum ama bu konuda çok çok daha başarılı olduğunu görebiliyorsunuz. Bu anlamda en başarılı olanı üçüncü kitap. Bu kitapta yazarın kalemine dair bir övgüde bulunacak olsam kesinlikle ifadeleri anlatış biçimiyle ilgili olurdu. Çok etkili, canlı bir betimleme yapıyor yazar. Üstelik bana yaratıcı da: “Sigaradan ilk nefesi içine çektiği sırada adamın yüzünde oluşan ifade, çok uzun süre çişini tutmak zorunda kalan adamın pisuar başında yüzünde oluşan ifade ile neredeyse aynıydı. Rahatlamanın verdiği huzur tüm damarlarında dolaşarak hücrelerine hücum ediyordu.” Bir de yazarın sürpriz bozan detaylar verip duruyordu ve başta bu beni epey rahatsız ediyordu ama sonraları bunun yazarın tarzı olduğunu görüp biraz daha ılımlı yaklaştım. Hatta hikâyeyi daha tahmin edilebilir kıldığını düşünürken hiç beklenmedik gelişmelerle o noktaya varıyor olması sonraki detaylarda merak duygumu besledi. Ancak bu serinin sonraki kitaplarında oldu ancak. Üstelik yazarın daha ilk kitaptan hikâyeyi aslında ne kadar iyi kurduğunu görmüş oldum.
Pia MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 201919,1bin okunma
·
88 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.