Puan vermedi·224 syf.····Okunma: 14 Kasım 2025 21:04 İtaat kitabını distopya okumalarını çoğaltmak için satın almıştım. Kitap aslında Fransa'nın durağanlaşan nüfusuna karşın, Fransa'da müslüman nüfus artışının önlenemez olabileceğini ve bunun da bazı sorunlara yol açabileceğini vurgulamak için yazılmış. Ana karakteri Sorbone Üniversitesi'nde bir öğretim görevlisi. Kitap o kadar Avrupalı bir yerden yazılmış ki, okuyunca gerçekten şaşırdım. Karakterin ilişkileri, düşünme tarzı, duygulardan çok uzak bir yerden yazıldığını düşündüm okuduğumda. Örneğin ülkeyi Müslüman Kardeşler ele geçiriyor, karakter bir benzinlikte ölen bir adamın cebinden gerekli bir şeyi almalı, bu bile o kadar uzak yazılmıştı ki... Yani bir tepki beklemiştim karakterden. Ama gelmiyor, yönetim değişiyor, pek çok şey oluyor ama hiçbir tepki olmuyor. Hatta açıkçası burayı çok gerçekçi buldum; karakter bu olaylar patlak verene kadar siyaseti de hiç takip etmiyor. Ama bu durumda bir Fransız olsa böyle mi davranırdı, bence evet. Bu açıdan çok başarılı buldum. Biraz da sinirlendim, bir insan böyle kan donduran bir olayı nasıl bu kadar duygusuz sadece düşünceden ibaret gibi yaşar anlam veremedim. Ama bunun genel bir sorun olduğunu düşünüyorum. Yani Avrupalıların özellikle rönesans dönemi sonrası kendi içlerinde devletler oluşturmasıyla birlikte hayata dair olan amaçlarında büyük bir kopma olduğunu ve giderek duygularından uzaklaştıklarını. Yazar bunu bilinçli bir şekilde mi gösterdi, yoksa zaten yazar da burada olsa böyle mi davranırdı bilemiyorum. Ama bilinçli gibi gelmiyor bana, yazar kendisinin ve halkın alabileceği bir tutumu sergilemiş sanki. O yüzden de kitabı beğenmedim puanım 4/10.