·140 syf.····Okunma: 05 Ocak 2026 11:55 Tolstoy’un Kreutzer Sonat’ını daha önce hiç duymamıştım. Açıkçası ismi bile kulağıma gelmemişti. Şans eseri bir yolculuk yapmadan önce otogardan kitap bakarken karşıma çıktı, aldım okudum. Sonra fark ettim ki çevremde bilen neredeyse kimse yok. Sanki Tolstoy’un kitapları arasında bilerek gölgede bırakılmış gibi duruyor.
Kitap çok kısa ama rahatsız edici. Tolstoy burada alıştığımız aşk, evlilik, romantizm anlatısını tamamen dağıtıyor. Aşk dediğimiz şeyin çoğu zaman gerçekten aşk mı yoksa sadece arzunun süslenmiş hali mi olduğunu sorguluyor. Bu fikir bana göre kitabın en sert yeri. Çünkü insan kendi hislerini bile sorgulamak zorunda kalıyor.
Evlilik meselesine yaklaşımı da pek iç açıcı değil. Evliliği güvenli bir alan olarak değil, bastırılmış duyguların, kıskançlığın ve sahip olma isteğinin yasal bir hâli gibi gösteriyor. Kıskançlığı sevgiyle değil, “sahiplik” duygusuyla bağlıyor. Bu da okurken insanı sıkıyor.
Ana karakter Pozdnişev sürekli konuşuyor, öfkeli, çelişkili, bazen kadınları suçluyor gibi. Bu yüzden kitap kolayca “kadın karşıtı” diye yaftalanabiliyor. Ama bana kalırsa Tolstoy burada Pozdnişev’i haklı çıkarmaya çalışmıyor, tam tersine böyle bir zihnin nasıl ortaya çıktığını gösteriyor. Yani sorun tek bir kişi değil, bütün bir bakış açısı.
Müzik meselesi bile ilginçti. Beethoven’ın Kreutzer Sonatı üzerinden sanatın insanı nasıl kışkırtabildiğinden bahsediyor. Sanatın bile masum olmadığını söylemesi bana fazla sert ama düşünmeye değer geldi.
Bence bu kitabın çok bilinmemesinin sebebi tam olarak bunlar. Romantik alıntılar yok, paylaşmalık cümleler yok, en azından paylaşılacak sempatik cümleler yok . Okuyana kendini iyi hissettirmiyor. Tolstoy burada okuru okşamak istememiş, sarsmak istemiş. O yüzden de popüler olmamış.
Kısacası Kreutzer Sonat güzel değil belki ama dürüst. Rahat okunmuyor ama uzun süre insanın kafasında kalıyor. Bir şansı kesinlikle hak eden bir kitap, okumak isteyenlere keyifli okumalar dilerim.