·204 syf.··Beğendi
···Okunma: 05 Ocak 2026 18:40 "Matla-i şems-i hüviyet, menşe-i ekvân benim
Menba-i mana-yı kesret, mahzen-i ebdân benim"
2026 yılı içindeki okuma sürecimde hem modern Türk edebiyatına hem de Türk edebiyatı klasiklerine mümkün olduğunca yer ayırmak istiyorum. Bu süreçteki başlangıcım da epeydir kitaplığımda okunmayı bekleyen ve merak ettiğim A'mâk-ı Hayal ile oldu.
Türk edebiyatının ilk fantastik/felsefi romanı olan kitapta, ana karakterimiz Raci'nin, Aynalı Baba rehberliğinde çıktığı muazzam bir ruhani yolculuğu okuyoruz. Raci ile beraber Buda ile tanışıyor, Olympos'ta Tanrılar'ı görüyor, Hürmüz ile Ehrimen'in savaşını izliyoruz.
Filibeli Ahmed Hilmi, döneminde sık rastlandığı gibi Batı'nın pozitivist, materyalist düşünce yapıs ile Doğu'nun tasavvufi mirası arasında sıkışmış biri. A'mak-ı Hayal de tam olarak bu sıkışmışlığın bir karşılığını oluşturuyor.
Türk edebiyatı klasiklerine yavaş yavaş adım atan biri olarak beklediğimden çok daha keyifli bir okuma oldu kesinlikle. Raci karakterinin roman boyunca yaşadığı gibi Filibeli Ahmed Hilmi de okuyucuya bir ayna tutuyor, onu felsefe dünyasında bir yolculuğa çıkarıyor ve bunu okuyucuyu düşündüren ancak düşünürken yormadan yapmayı başarıyor.