Geçtiğimiz aylarda, Ömer Seyfettin'in öykülerinin derlendiği ilk cildi okumuş ve burada da, çocukluğumda öykülerini okuyup tanıdığım Ömer Seyfettin'den çok farklı bir adamı gördüğümden bahsetmiş ve çok keyif almıştım.
Bu derlemenin ikinci cildinde okuduğum öyküler, çocukluğumdaki Ömer Seyfettin imajına daha yakın, daha travmatik öykülerdi. Hatta içlerinde çocukken okuduğum öyküler de vardı. Bir yetişkin olarak bu öyküleri tekrar okumak ayrı bir keyif kaynağı oldu benim için.
Bunun yanı sıra bu ciltteki öyküler daha çok Seyfettin'in toplumsal, siyasi ve askeri gözlemleri ve anılarına daha çok daldığı ve bunları kaynak edindiği öykülerdi. Bu sebeple öyküleri tarihi birer iz ve kesit gibi incelemek de oldukça ilginçti.