Puan vermedi·440 syf.··Beğendi
· “ Marill bardağını boşalttı. “Kötü bir çağdayız. Barış toplarla, bombardıman uçaklarıyla korunuyor. İnsanlık ise, toplama kamplarıyla, toptan öldürmelerle. Bütün değer ölçülerinin altüst edildiği bir zamanda yaşıyoruz Kern. Bugün saldırgana ‘barış koruyucusu’, kamçılanana ve kovalanana ise ‘dünya düzenini bozan’ deniyor. Üstelik bir sürü millet de buna inanıyor.”
“ Vatansızlık karanlığı içinde boşlukta yüzüyorlardı ve bu karanlığı aydınlatabilmek için yakabilecekleri tek şey hüzün dolu özlem mumuydu.”
İnsanları Sevmelisin, savaşın küllerinin soğumaya yüz tuttuğu günlerde geçer. Mültecilerin yangını ise sürmektedir. Sınırdan sınıra kovalanarak geçen bir hayatta, artık hiçbir yerde istenmemektedirler. II. Dünya Savaşı sırasında Avrupa’daki Nazi işgalinde olan ülkelerde mülteci veya kaçak olarak yaşayan insanların hikâyesi anlatılmaktadır kitabımızda. Ana karakterimiz Kern, yarı Yahudi olduğu için Almanya’dan kaçan bir tıp öğrencisidir. Kern ve yan karakterler ile sınırdan sınıra yolculuk içinde geçen yaşamlara tanık olurken diğer taraftan sevginin, dostluğun, fedakârlığın, aşkın gücü ile umudun var olduğunu görürüz. Vatanlarından sürülmek ve hiçbir yerde istenmemek ne kadar acı. Kalacak yerleri olmayan kuru ekmeğe muhtaç mülteciler birgün tekrar geri dönebilme umudu ile zamana karşı tüm güçleri ile çabalarlar. Oturma ve çalışma izinleri yoktur. Kaosun hüküm sürdüğü topraklarda yaşama tutunabilme adına verilen mücadele ile harmanlanmış bir hikâye. Günümüze bakarsak, sadece isimler ve şahıslar farklı yaşanılanlar yine aynı.