Ana konusu ırkçı beyazların insan olarak görmedikleri siyahilerle ilişkileri olan kitap, Mary’nin cesedinin bulunmasıyla başlıyor. Sonra bizlere maktül Mery’i ve katilini o anda, orda birleştiren olaylar silsilesini anlatıyor. Okura sevgisiz evliliklerin, aile içinde yaşanan bedensel ve duygusal istismarların, yoksulluğun, çoğunluktan farklı olmanın insan hayatına etkisini de sorgulatıyor.
Üslubunu ve akıcılığını çok beğendiğim Türkü Söylüyor Otlar ‘ı okurken içinde büyüdüğümüz ailenin bizi biz yaptığını, ne kadar kaçmak istesek de sonunda yine o aile olduğumuzu, kendi seçimimiz olduğunu düşündüğümüz birçok şeye aslında nasıl toplum tarafından yönlendirildiğimizi, kabul görmek adına aslında yapmak istemediğimiz ne çok şey yaptığımızı düşündürdü.
Ben sanırım ırkçılıktan çok “bir çocuğun yaşadıkları” kısmına daha çok takıldım, belki her gün okur olduğumuz haberlerden dolayıdır. Kim bilir?..