Gülüşümüzden, içimde uzun zamandır unuttuğum o hafiflikten tanıdım bunu. İnsan bazen çok şey taşıdıktan, çok susup çok dayandıktan sonra farkında olmadan çocuklaşıyor. Huzur geldiğinde zaman hızlanıyor, saatler sessizce akıp gidiyor; ama kalbin daraldığı, vaktin yerinde saydığı zamanlar da oldu. Yine de öğrendim; takılı kalmamayı, geçeni geldiği yerde bırakmayı, acıyı inkâr etmeden ama ona tutunmadan yürümeyi. Hayat bana sabrı gizlice öğretti, kalbimle Allah arasında kalan yerlerden. Şimdi gülüyorsam bu bir anlık sevinç değil; yavaş yavaş iyileşmenin, içten içe toparlanmanın izi. Allah’ım, kalbimi Sana emanet ettim; beni yoran her şeyi al, bana ferahlıkla yürümeyi nasip et.