Delâilü’l-Hayrât, okunan bir kitap değil; içine girilen bir hâlmiş. Her salâvatta kalbim biraz daha sustu, dilim edebe durdu. Zamanla anladım ki bu satırlar sadece Resûlullah’a (s.a.v.) selâm değil, insanın kendi dağınıklığına çektiği bir perdeymiş. Okudukça ruh hafifliyor, dünya sesi kısılıyor, kalpte tarifsiz bir sükûnet beliriyor. Delâilü’l-Hayrât, kalbini salâvatla yıkamak isteyenler için yazıyla değil hâl ile konuşan bir yol arkadaşı...