Ecel,zamanı bir saatten ibaret görmeyen;onu hafıza,pişmanlık ve kayıp üzerinden yeniden kuran bir roman.
Yazarımız kitapta “zaman her şeyi iyileştirir” cümlesini sorgulamakla kalmamış,zamanın iyileştirmek yerine derinleştirdiği yaraları da kaleme almış.
Romanın merkezinde yer alan Arif,geçmişiyle barışmaya değil,onu yeniden yazmaya çalışan bir karakter.Ancak Arif'inbu yolculuğunda hatıralar iç içe geçiyor,zaman akıyor,duruyor, hatta bazen kırılıyor.Yazarın dili de tam bu noktada romanın ruhuna uyum sağlıyor: sakin,şiirsel ama sert.Arif’in yaşadıklarını yalnızca okumuyoruz,kırmaya çalıştığı zamanın o boğucu döngüsünü de birlikte yaşıyoruz.
Elif’in sessiz kaybı,sadece fiziksel bir kayıp değil; Arif’in iç dünyasında yankılanan bir boşluk.Bu boşluk ve Arif'in kırmaya çalıştığı kader-zaman döngüsü...Unutmanın bir tür ölüm olduğunu,hatırlamanın da cesaret istediğini okuyoruz satır aralarında.
Ecel,klasik bir zaman yolculuğu hikâyesi değil. Daha çok insanın kendi içine yaptığı,acıyla örülü bir yolculuk ve bu yolculuğun sonunda okura şu soruyu sorgulatıyor;
•Zaman mı değişmeli yoksa insan mı?
Bu kitap,hızlı okunup geçilecek bir eser değil,sakin ve sindire sindire okunmayı hak eden bir eser.Çünkü Ecel,saati durduramayanlara ama kalbini yeniden başlatmak isteyenlere yazılmış bir roman...
Nostalcik OkurEcelGörkem Geçingil