Ne kadar yetenekli ve zeki olursanız olun bazen doğru çevrede ve doğru insanlarla beraber olmadığınızda heba olursunuz. Her yerde ve herşekilde ya şansınız yanınızda olacak yada sizi birşeylerin yönlendirmesi gerekiyor.
Adı gibi harika bir kitap okudum.
Zaten Yazarın okuyup da beğenmediğim bir kitabı olmadı. Bu hikayede yine severek okuduklarım arasına dahil olduğu gibi, kurgusu ve kelimelerle oluşturduğu gerçekmi hayalmi ayırt edemediğiniz o dünya kendine mest ettirdi.
Kitap 1919 ile 1950 yılları arasında geçsede, asıl hikayesi ne zaman bittiği bilinmeyen Harika’ya ait. Film gibi bir eser ve dönemin olaylarına da yine göz atma şansınız oluyor. Yaşanan siyasi olaylar ve o olayların insanlar üzerindeki etkisi, sosyal hayattaki değişim, edebi ortam ve yazarlar arasında yaşanan görüş farklılıklarının eserlerine yansıması, tarihi bir kronolojide aktarılsa da eserin içinde kendinizi olayların akışına kaptırırken buluyorsunuz.
Ve kahramanımız Harika…. Kendini arayan, iç huzurunu bulamayan, yeteneklerle donatılmış ama hiç bir yere ait olmayan o muhteşem kadın. Kurgumu gerçekmi ayırt edemediğimiz bu hikayede bazen Güzide’den bazen İrfan’dan bazen de Kamuran bey den onu dinliyorsunuz.
İşlenmemiş bir elmas, patlamaya hazır bir bomba, ölüme uçan eşsiz bir kelebek.