Zerrin Kılıç

Zerrin Kılıç
@Zerrin_den
Hayat siz planlar yaparken yaşadıklarınızmış
Puan vermedi
Bir garip beste, bir garip hikâyeyle birleşirse ne olur? Ortaya muazzam bir eser çıkar. Hayat bir sestir ve o sesten sayamayacağımız kadar çok melodi doğar. Düşünsenize, toplamda kaç nota vardır ki? Ama o birkaç notadan binlerce şarkı ortaya çıkar. Biraz düşünmek ve kendinizi farklı açılardan sorgulamak isterseniz, bu roman tam size göre. Yazarı çok seviyorum. Dili, üslubu ve olaylara bakış açısı o kadar doyurucu ki onu okumayan çok şey kaçırır. Edebiyatta üçüncü şahıs anlatımı oldukça sık kullanılır. Yazar da bu anlatım biçimini ustalıkla kullanarak anlatmak istediklerini okura daha geniş bir perspektiften ve daha etkili bir şekilde aktarmış. “Tanrı müziği yarattı ve sustu…” Bir baba-oğul hikâyesinden yola çıkan roman, 1930’lardan 1960’lı yıllara uzanan bir zaman diliminde, musiki evreni eşliğinde masallar ve efsanelerle örülü büyülü bir yolculuğa çıkarıyor okurunu. Efsunlu bu hikâyenin içinde Nubar ile ud sanatının inceliklerini keşfederken, Tahir’in gelişimine de tanıklık ediyorsunuz. Kötü bir annenin nelere sebep olabileceğini görürken, aşkın o muhteşem senfonisinin ud sanatına karıştığında nasıl bir büyü yarattığını sayfalar ilerledikçe daha iyi anlıyorsunuz. Çok, çok, çok iyi bir kitaptı. Okursanız asla pişman olmayacağınız kitaplardan biri. Birçok yerde notlar aldım; onları da ayrıca paylaşacağım.
Avucumda Rüzgar Varİsmail Güzelsoy · Doğan Kitap · 2022161 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi
Kuru Kız; adı bile olmayan, kendisine takılan bu lakapla yaşayan, kimsenin dikkatini çekmeden var olmaya çalışan bir kadın. Yalnızlığıyla baş başa bırakılmış, kim olduğu, ne istediği, nelerden hoşlandığı hiç merak edilmemiş kadınlardan sadece biri. Hayatın yükü daha küçücük yaşlarda omuzlarına bırakılmış, örselenmiş ve hep kenarda kalmış bir kız çocuğu. Onun bir adı yok; varlığı da sanki varla yok arasında bir yerde. Çevresindeki insanlar onun saf, hatta biraz akıldan yoksun olduğuna inanıyor. Bu durum ise Kuru Kız’ın işine geliyor; çünkü kimsenin ona yaklaşmamasını, hayatına müdahale etmemesini sağlıyor. İnsanlar ona kimi zaman acıyarak, kimi zaman da tiksinerek bakıyor. Daha küçük yaşlarda annesinin hastalanmasıyla ona bakmak zorunda kalıyor. Annesinin ölümünün ardından evin tüm sorumluluğunu üstleniyor. Sonrasında babasının geçirdiği kaza nedeniyle yıllarca onun bakımını da üstlenmek zorunda kalıyor. Babası da öldüğünde, hayatta kardeşinden başka kimsesi kalmıyor. Ancak onu da kaybedince yapayalnız bir yaşamın içinde buluyor kendini. Kuru Kız, yıllar boyunca başkaları konuşabilsin diye kendi sesini kısmış, kendi varlığını yok saymış bir kadın. Hiç duyulmamış, hiç görülmemiş biri. Çünkü kadınsanız, yaşınız kaç olursa olsun, hayatın yükü bir şekilde omuzlarınıza bırakılıyor. Yazar da bu gerçeği az ama etkili cümlelerle anlatıyor; söylemek istediklerini yalın bir dille, doğrudan okurun kalbine ulaştırıyor. Kitap, görünmez kılınan kadınların, sessizce taşınan yüklerin ve duyulmayan hayatların hikâyesi. Kuru Kız’ın yaşadıkları, sadece ona ait değil; birçok kadının hayatından izler taşıyor. “Aptal olmak üzücüydü ama aptal görünmek özgürlüktü…”
Kuru KızAyfer Tunç · Can Yayınları · 20237,9bin okunma
Puan vermedi
Celaena Sardothien, Terrasen’de doğmuş bir gençtir. Kral tarafından ailesi öldürülünce, suikastçılar kralı tarafından bulunur ve yetiştirilir. Arobynn Hamel tarafından büyütülen Celaena, hem onun kadar yetenekli bir suikastçı olur hem de genlerinden gelen yeteneklerini kullanması kaçınılmaz hâle gelir. Zamanla en iyilerden biri hâline gelir ve şöhreti yayıldıkça ihanet de peşini bırakmaz. Yaşadığı büyük ihanet, en sevdiğini kaybetmesine ve yakalanmasına sebep olur. İşkence görür ve madenlerde zorla çalıştırılır. Ancak suikastçı, kralının oğlu ve yüzbaşının yaptığı bir anlaşma sayesinde bulunduğu yerden kurtarılır. İkinci kitap, suikastçının saraya gelmesi, kral ile çalışmaya başlaması ve gizli sırların yavaş yavaş ortaya çıkması üzerine kuruludur. İlk kitapta aradığını tam olarak bulamayan ben, ikinci kitapta biraz daha tatmin olmuşken, çevirinin kalitesizliği nedeniyle zaman zaman orijinal metni kontrol etmek zorunda kaldım. Yıldızlara bakan güzel bir kız ve onunla bakışan yıldızlar…
Karanlık TaçSarah J. Maas · DEX · 20173,386 okunma
Puan vermedi
Çok merak ettiğim bir seriydi ama beklentim yüksek değildi. Çünkü ilk kitap da birçok hata olduğu söylense de okumadan karar vermek istemedim. Seri ilk olarak bir platformda yayınlanmış ardından basılmış. Bununla ilgili pek çok örnek var Cam Şato’da onlardan biri. Hakkında yazılanlardan ziyade önemli olan kurgusu. Kitap basılırken oluşturulan evren iyi düşünülmüş, mantık hataları fazla olsada ben bitirmeyi düşünüyorum. Göze batan en önemli detay karakterin iç anlatımı ile yaşadığı olaylar tezat. Zor koşullarda yetişen kahramanımız normal hayata çok çabuk adapte oluyor, bu en büyük örneklerinden biri. Mantık hataları yaşanan olaylarda biraz fazla göze batıyor. Serinin üçüncü kitapda başladığı söylendiği için bıkmadan devam edicem umarım umduğum gibi olur. Cleaena Sardothien ikinci kitap da görüşürüz. Işık - karanlık Yaşam- ölüm…………
Cam ŞatoSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20244,978 okunma
Puan vermedi
“ Bir isim, hayatın akışını değiştirebilirmi ?” değiştirir…. Annem her çocuk kendi isminin ağırlığını taşır der, bazı isimler ağır olur çocuğa verilmemesi gerekir diye de ekler. Bizim ailede isimler konusunda bazı hikayeler vardır. Mesela Abim yedi yaşında okula başlayacağı yıl babam mahkeme kararı ile kimlikteki adını değiştirmiş. Bu nedenle kitapla ilk karşılaştığımda oldukça heyecanlandım. Çünkü hem konusu hemde fikir iyiydi. Cora ingiltere de ailesinden uzakta okuyan başarılı bir bale öğrencisidir. Kocası Gordon ile bir tesadüf sonucu tanışırlar. Gordon; ismi gibi aşılması zor biri olduğunu başlarda göstermez. Oldukça nazik ve kibar davranarak Cora’nın hayatına yerleşir. Evlendikten sonra hayatları bir anda değişir. Dışardan bakıldığında sevecen, kibar, iyilik timsali, saygın doktor aslında kapalı kapıların ardında tam bir zorbadır. Ekim 1987. Cora o gün içinde binbir huzursuzlukla yanına dokuz yaşındaki kızı Maia ‘yı da alarak yeni doğan oğlunun kaydını yaptırmak için nüfus müdürlüğünün yolunu tutar. İsim konusunda söz hakkı yoktur. Tabiki kocası kararını vermiş nesiller boyu babadan oğula aktarılan kendi adını vereceklerdir. Ama ya Cora oğluna başka bir isim yazdırsa o zaman neler olur? Mesela kızının önerdiği Bear; tatlı, yumuşak, güçlü. Yada kendi adı gibi ona da baba anlamına gelen Julian deseler. İşte bu soruların cevabı kitap da. Üç farklı isim, bir hayat ve tek bir anda verilen kararla değişen hayatlar. Olasılıklar. İhtimaller ve umut ipliğine bağlı olan bir saniyede bir insanın hayatı nasıl değişebilir ki demeyin hikaye baştan yazılabilir de.
İsimlerFlorence Knapp · Domingo Yayınevi · 2026439 okunma