Gönderi

Bazı kitaplar insanı rahatlatır, bazıları uyandırır.
Puan vermedi·160 syf.··
2026 27. kitabı
Zülfü Livaneli’nin Huzursuzluk’u, adını daha ilk sayfalardan itibaren hak eden bir roman. Okurken sadece karakterlerin değil, benim de içimde bir şeylerin yerinden oynadığını hissettim. Bu huzursuzluk gürültülü değil; sessiz, ağır ve insanın vicdanına doğru ilerleyen bir tür. Kitabı bitirdiğimde, hikâye kapanmış olsa bile sorular zihnimde açık kaldı. Roman, bireysel bir aşk hikâyesiyle başlıyor gibi görünse de kısa sürede çok daha büyük bir yaraya dokunuyor. Livaneli, Ortadoğu’nun kanayan gerçeklerini, özellikle Ezidi halkının yaşadığı acıları, abartıya kaçmadan ama sarsıcı bir yalınlıkla anlatıyor. En çok etkilendiğim şey, bu acıların istatistik ya da haber diliyle değil, insan yüzleriyle karşımıza çıkmasıydı. Okurken zaman zaman gözlerimi satırlardan kaldırıp durmak zorunda kaldım; çünkü anlatılanlar insanın kalbine fazla yaklaşıyor. İbrahim’in iç dünyası bana oldukça tanıdık geldi. Onun kaçışları, suskunlukları ve geçmişle hesaplaşma biçimi, modern insanın konfor ile sorumluluk arasında sıkışmış hâlini yansıtıyor. Melek karakteri ise romanda sadece bir kişi değil, aynı zamanda masumiyetin ve kaybedilmiş bir dünyanın simgesi gibi duruyor. Livaneli’nin karakterlerini sevmemizi değil, anlamamızı istemesi romanı daha da güçlü kılıyor. Huzursuzluk bana şunu hissettirdi: Bazı kitaplar insanı rahatlatmak için değil, uyandırmak için yazılır. Bu roman da tam olarak bunu yapıyor. Bitirdiğimde içimde bir ağırlık vardı ama aynı zamanda daha dikkatli, daha farkında olma isteği de. Livaneli, edebiyatın sadece estetik bir uğraş değil, aynı zamanda vicdani bir çağrı olabileceğini bir kez daha hatırlatıyor. Kısacası Huzursuzluk, İnsanı rahatsız ederek büyüten, sessiz ama derin bir çığlık gibi. Okuduktan sonra uzun süre insanın içinde yaşamaya devam ediyor.
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,6bin okunma
·
38 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.