·480 syf.··Beğendi
···Okunma: 07 Ocak 2026 02:41 Beni allak bullak eden bir kitaptı.. Başlarından bi yere kadar çok fazla akmadı "ya acaba yarım mı bırakacağım" diye düşündüm ama iyi ki bekleyip bırakmamışım.
Martin'in toy hallerini, Ruth'a olan saf sevgisini hem çok sevdim* hem yer yer bu kadar koşulsuz onu değiştirmeye çalışan, üstten bakan, her şeyini eleştiren biriye hiç tepki vermeden sevmesine hem kızdım hem ona sarılmak istedim.
Kitabı okuyan herkes Ruth'a saydırıyordu, ben de Ruth'a Martinle sevgili olana kadar çok kızdım üstten bakan ben biliyorumcu hallerine, alttan alta onu kaba hor biri gibi görmesine yanına yakıştırmamasına, sürekli düzeltip değiştirmeye çalışmasına, hayallerine asla destek olmamasına onu asla yeterli bulmamasına çok kızdım..
Ama sevgili olduktan sonra benim Ruth'a bakışım değişti, herkes çok fazla linç etmişti ama yazarlık ve hayaller konusunda en azından bir noktadan sonra Martin'in gerçekçi olmayan bir hayalperestlikle sadece yazarak başka bir iş yapmadan para kazanmayı beklemesi(hayalleri gerçek olana kadar Ruth'un önerdiği x bir işte çalışıp kalan vaktini rahat rahat rahat yazmaya ayırabilirdi böylece yoksulluk ve açlık da çekmezdi) bence fazlaydı. Evlenmek istediği biri var ve bunun için hayallerinden vazgeçmeden düzenli bir işi olmalıydı evet Ruth bu kısımda haklıydı bence. Martin'in sadece dergilerde cevap bekleyerek geçinmeye başladığı sefalet günlerinde ben de bi noktadan sonra Martin'e kızdım, 2 kuruş kazanıyor kendini doyuracak kadar geçiniyor sonra iş aramadan yeniden aynı hataya düşüyor. Evet hayallerinden hiç vazgeçmemesi bana çok güzel dersler verdi ve imrendim ama sonsuz bir hayalperestlikle değil, hayatını idame ettirmeye çalışarak yapabilirdi bence bunu.
Martin'in aşırı felsefe yaptığı her sayfa beni aşırı sıktı, yazara en büyük eleştirim budur bence bunu bu kadar abartmasa cok daha akıcı bölümler okuyabilirdik çünkü ben Martin'in hayatının anlatıldığı gercek kısımları hep daha çok sevdim. Felsefeden içim bayıldı bazı kısımlarda maalesef, gerek yoktu. Ruth'u eleştirdiğim eksik bulduğum yönler olmasına rağmen ben karakter gelişimini çok sevdim ama o bunu anladığı noktada artık Martin için hiçbir önemi yoktu, hem Martini çok iyi anladım hem de bu ilişkinin böyle yitip gitmesine çok üzüldüm..
Martin, yer yer sana kızsam da senin o iyi kalbini,ruhunu, sevgini, ne olursa olsun herkese yardıma koşuşunu, kendini bulma hikayeni çok sevdim. Kitabın sonlarında yitip giden yaşama hevesine öyle üzüldüm ki ama hissettiğin her duyguda verdiğin her tepkide sonuna kadar haklıydın. Olmasaydı sonumuz böyle.. Kitabın yarısından sonrası özellikle son 100-150 sayfası tamamen yapacağım yorumu ve kitaba bakışımı değiştirdi. Başlarda ve sıkıcı felsefi kısımlarda insanlar bunun neyine bu kadar bayılmış ya sıkıntı bende mi diye düşünmüştüm, ama sıkıcı kısımlar bitince orta ve son düzlüğe girince ve hikayenin tamamının gelişimine bakınca hislerim tamamen değişti. Ne diyebilirim bilmiyorum, bir insanın hayatının ve bakış açısının,çevresinin değişim veya gelişim süreci, bazen hayal ettiğimiz şeyleri yaşarken artık hiçbir öneminin kalmaması en fazla bu kadar anlatılabilirdi sanırım. Kalbime dokundun Martin Eden, umarım artık huzurlusundur.