Kitap boyunca müzeyyenle gerçekten karşılaşıyor mu diye düşündüm kitabın anlatımında hatıralar, hayaller, iç monologlar ve geçmiş iç içe giriyor fikir uçuşmaları gibi..
Yazarın yalnızlığının ve geçmişe tutunma hâlinin bir imgesi gibi müzeyyen.. Kitap, bu belirsizliği özellikle koruyor ve bence asıl gücünü de buradan alıyor. Anlatıcının Müzeyyen’le karşılaşıp karşılaşmadığından çok, onu zihninde ne kadar büyüttüğü önemli hale getirilmiş
Beğendim ama itiraf etmeliyim ki, bu derin ve takıntılı anlatı beni biraz yordu Yer yer “boşver, işinle gücünle uğraş” diyesim geldi Müzeyyen’in bir çocuğu da varmış zaten