Gönderi

3 harflilerin kitabı: BVK ve GAA...
7/10
·432 syf.··
2026 1. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2026 00:24
Yarı Hırvat, yarı Rus, yarı Türk öküz pilot ve her belanın içinde kendini bulan bir gazeteci mi?! Bu tarz kurgular benim için aralık sayılabilecek kurgular. Çünkü böyle kurguları ya çok beğenip bağımlısı olurum, ya da benim için ortalama kalır. Bu tarz kurgularda en önemli olay merak unsurunun güzel işleyişi ki, okur serinin sonraki kitaplarına şans verebilsin. Bu tarz kurgular genellikle evrenin karanlık havası olması ile biliniyor, ama tabi ki o dark'lığı hissettirebilmek, yansıtabilmek diye bir gerçek de var. Gelelim bizim kitabımıza. Kitapta kurgunun o karanlık havası güzel yansıtılmış ve hissedebilmek mümkün mü? Evet, gerçekten, o karanlık hissediliyor. Kitapta karanlık havanın güzel işlenişini destekleyen olaylardan biri farklı-farklı suç örgütü gibi yapılandırmaların oluşu ve onlara karşı mücadele unsuru. Bu da güzel işlenilmiş, ama 1.kitapta çok da göremiyoruz, sonraki kitaplarda daha çok içinde olacağımızı düşünüyorum. Merak unsuru işlenebilinmiş mi? Evet, her bölümde sonraki bölümdeki olayları merak ederek sayfa çeviriyordum, sonraki olaylar için güzel zemin oturtulmuş, hele ki kitabın sonunun öyle bitmesi güzel bir detaydı. Böyle kurguların sevilmesindeki nedenlerden biri aksiyon sahnelerinin akıcılığı, mantıklı gelmesi ve soru işareti bırakmaması oluyor. Bu kitapta aksiyon sahneleri o hissi verebiliyordu mu? Bence, veriyordu, biri hariç hiçbirine neden bu sahne böyle oldu ya da ne alaka denilecek sahne yoktu. Biri hariç dediğim olay da alakasını anlamadığım bir sahneydi: Borisin avukatların bulunduğu o yatta ne işi vardı? Sonraki kitaplarda açıklanılacak bir olaysa, güzel olur. Benim için bir kitapta olmazsa, olmaz olan o detay: Akıcılık konusuna gelirsek, ne wow akıcıydı, ne de çok sıkıyordu. Akıcılığı ortalama bir kitaptı, akıcılığını da güzel dialoglar ve merak unsuru karşılıyordu. Kitapta benim için akıcılığını ortalama yapan detay yazarın betimlemeli dilinin benim sevdiğim betimleme tarzına uygun olmayışı. Dram unsuru bakımından öyle ahım şahım bir olay olmadı, sonraki kitaplarda anlayabileceğiz. Karakterlere gelirsek, bence, kitabı üç harfiler basmış...Gün Aksa Alatan ve Boris Vedran Karalav ne Allah aşkına?! İkisinin adını, soyadı bir satırı tutuyor...Bu kadar engebeli olmalı mıydı... Boris Vedranın bir anlamı varsa, okey, ama bence, 3 kelimenin yan yana duruşu o kadar da wow değil, bazıları için olsa da. Boris ismi güzel, okey. Gün ismini çok beğendim, galiba az yer tutacağı için yazar bir isim de ilave etmiş, o da Aksa...Neyse... Karakteristik özelliklere gelirsek, aslında kitap tam giriş kitabı, sadece karakterlerle tanışdık, geçmişlerindeki bazı olayların olduğunu öğrendik. Aslında bölümler uzun olsa da, sadece 9 bölümlük bir giriş kitabıydı. 1.kitapta çok da bir şey öğrenmedik aslında. Her bölümde Günün babasının kontrol manyaklığının kurbanı oluşunu, her belada başrolün Günün, kahramanın Boris olduğu, Kutayın Güne Çarşamba deyişini, kurgudaki suç örgütünün işleyiş tarzından az-maz bilgileri, bir yerde aslına bakarsak, Borisin de, Aksanın kontrolcü babalarının kurbanı olduklarını, onların hatalarının sonucunu yaşadıklarını okuyoruz. 9 bölüm ve 432 sayfalık kitabın kısa özeti bu. O yüzden de karakterlere çok bağlanamadım, çok da anlayabileceğimiz detaylar yoktu, bence, karakterlere bağlanacağımız kadar ne bilgi vardı, ne de olay. Bu yüzden her şey kaldı 2.kitaba. Bir kitapta ilk defa bir sincap vardı ve o kadar güzeldi ki. Alfi'nin olduğu sahneler sayesinde Günün babasıyla olan sıcak hissettiren sahnelerini, Borisle olan komik sahnelerini okuyabildik. Alfi olmasaydı, resmen Sergen müdürün mizahının iyi olduğunu göremeyecektik. Sergen müdürün Günle komik dialogları, atışmaları, baba-kız kıskançlıkları eğlenceli ve güzel hissettiriyordu. Ama bir o kadar da kızına kızı gibi değil, ona çalışan memur gibi davranması, kontrolcülükte her defasında başka bir çığır açması sabrımı zorluyordu. Her defasında kendi dediği olsun diye yaptırdığı şeyler kızına zarar verdi, ama durmak bilmiyor. Hele ki o gereksiz, anlamsız Kanada meselesinin sonunu da gördük... Ben hayatımda Vural kadar gereksiz, hiçbir anlamı olmayan karakter de, koruma da görmedim. Adam hiçbir şey yapmıyor! Olan kıza oluyor ve yine kurtaran üç harfli Boris! Ama yine Sergen müdürümüzün beğenmediği Boris oluyor! Ve yine Boris onu kurtardı diye azar yiyen üç harfli Gün oluyor! Şaka gibi! Kısa bir zaman içinde 2.kitabı okumayı düşünüyorum, çünkü kendini merak ettiren bir işleyişi var. Umarım 2.kitapta daha çok olay okuruz ve bir çok soruya az da olsa, cevap bulabiliriz. Bakalım Giray komiser, Sergen müdür, Bartol beyle alakalı neler öğreneceğiz, en çok onların çözülmesini istiyorum 2.kitapta. Dark havalı kurgularda suç örgütü gibi yapılandırmaların işleyiş tarzını ve onunla ilgili gelişen aksiyon sahnelerini okumayı seviyorsanız, karakterlerle ilgili, örgütlerle ilgili sır ve gizemleri okumak istiyorsanız, tercih edebilirsiniz. Bu kitapta çok da bir şey öğrenemediğimiz için, az olayın olduğu için ve de karakterleri anlamamıza hala zaman gerektiği için 1.kitap benim için 7/10'lık bir giriş kitabı.
2026 Okuma Raporları
Sıfır Noktası: Av ve KaralavGizem Yiğit · Guardian Yayınları · 2024504 okunma
·
81 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.