Gönderi

Bir hayal kırıklığı olarak Meksika Devrimi
Puan vermedi·150 syf.··
2025 12. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 15 Ekim 2025 11:23
Merhaba okurdaşlarım bu defa da Pedro Paramo isimli eserin incelemesiyle karşınızdayım. Bir babayı bulmak için çıkılan yolculuğun, çok geçmeden bir ülkenin belleğine, ekonomik düzenine ve siyasi hayal kırıklıklarına vardığı bu anlatı, kısa hacmine rağmen son derece yoğun bir metindir. Rulfo’nun kurduğu dünya, bireysel bir hikâyeden ziyade, bir düzenin nasıl çöktüğünü gösteren sessiz bir tanıklıktır. Juan Preciado, annesinin ölüm döşeğinde verdiği bir sözle Comala’ya gider. Annesinin belleğinde Comala, bereketli bir yerdir; toprak verir, insanlar yaşar, hayat akar. Juan’ın vardığı Comala ise üretimin durduğu, emeğin karşılıksız kaldığı, yaşamın askıya alındığı bir alandır. Bu noktada roman, bir baba arayışı olmaktan çıkar; toprağın kimlerin elinde olduğu, sözün kimlerden çıktığı üzerine kurulu bir anlatıya dönüşür. Comala, klasik anlatılardaki gibi olayların geçtiği edilgen bir mekân değildir. Aksine, romanın asli belirleyicisidir. Burada mekân, belleğin mekânsallaşmış hâlidir. Bastırılmış olan, söylenememiş olan ve yarım kalmış hesaplar Comala’da dolaşır. Bu nedenle romanın zamanı da parçalıdır. Anlatı ileri doğru akmaz; geri döner, sıçrar, üst üste biner. Bu parçalanmış yapı, yalnızca estetik bir tercih değil, tarihsel ve toplumsal hafızanın dağılmışlığının biçimsel karşılığıdır. Bu dağılmış belleğin merkezinde Pedro Páramo vardır. O, yalnızca bir karakter değil; mülkiyetin, iktidarın ve keyfî yönetimin cisimleşmiş hâlidir. Comala’daki topraklar ondadır, insanlar ona bağlıdır, yaşam onun iradesine göre şekillenir. Roman boyunca Pedro Páramo’nun kurduğu düzen, kişisel bir kötülükten çok, yapısal bir eşitsizliğin işleyişini gösterir. Rulfo’nun çizdiği ekonomik düzen, üretime değil sahip olmaya dayanır. Toprak işlenir ama karşılığı dağıtılmaz; emek vardır ama görünmezdir. Bu yüzden Comala’da insanlar yalnızca yoksullaşmaz, aynı zamanda sessizleşir. Sessizlik romanda psikolojik bir durumdan ziyade, ekonomik bir sonuçtur. Konuşamayanlar, mülkiyeti olmayanlardır. Sözü olanlar, toprağı olanlardır. Köylüler ancak öldükten sonra konuşabilir hale gelirler. Bu açıdan bakıldığı Pedro Paramo’nun hayaletini görmememizin sebebi yaşarken baskılanmış bir hayat sürmemesi olabilir. Romanın siyasi arka planı da bu sessizlik üzerinden kurulur. Pedro Páramo, Meksika Devrimi’nden sonra yazılmış bir romandır; ancak devrim metnin içinde neredeyse hiç görünmez. Bu yokluk anlamlıdır. Rulfo, devrimin vaat ettiği adaletin ve toprak reformunun Comala’ya ulaşmadığını, hatta hiç var olmamış gibi silindiğini gösterir. Böylece roman, bir devrimin değil, bir devrim sonrasının hayal kırıklığını anlatır. Devlet yoktur, hukuk yoktur, kurumsal bir otorite yoktur. Yerine geçen şey, kişisel iktidardır. Pedro Páramo’nun sözü yasadır. Kilise ise bu düzenin dışında duran bir yapı olmaktan çok, onu sürdürmeye yarayan sessiz bir mekanizmaya dönüşür. Günah bağışlanır ama eşitsizlik sorgulanmaz. Bu da romanın siyasi eleştirisini açık eder: İktidar, yalnızca zorla değil, susarak da kurulur. Roman ilerledikçe Comala boşalır. İnsanlar ölür, kaçar ya da silinir. Bu boşalma metafizik bir çöküşten çok, ekonomik bir sonuçtur. Üretimin tek elde toplandığı, dolaşımın durduğu, emeğin değersizleştiği bir sistem sonunda kendi kendini tüketir. Geriye yalnızca sesler kalır. Bu sesler, geçmişte konuşamamış olanların yankısıdır. Pedro Páramo’nun ölümüyle birlikte Comala tamamen çöker. Çünkü bu düzen bir kişiye bağlıdır. Kurumlar yoktur, paylaşılan bir yapı yoktur. Bu da romanın en güçlü siyasi okumalarından birini mümkün kılar: kişisel iktidara dayalı düzenler, kişi ortadan kalktığında ardında yalnızca yıkım bırakır. Juan Preciado’nun hikâyesi de bu bağlamda anlam kazanır. O, geçmişin hesabını sormaya gelen bir figür değildir; bu düzenin doğal sonucudur. O da diğerleri gibi sessizleşir, yutulur ve kaybolur. Roman bir çözüm sunmaz. Çünkü Rulfo’nun amacı çözüm üretmek değil, bir çöküşü görünür kılmaktır. Pedro Páramo, toprağın, belleğin ve iktidarın nasıl iç içe geçtiğini gösteren bir romandır. Ekonomik eşitsizliğin, siyasi suskunluğun ve tarihsel hafızanın nasıl aynı yerde düğümlendiğini, açıklamadan, öğretmeden, yalnızca göstererek anlatır. Bu yüzden metnin asıl gücü, yüksek sesle konuşmamasında yatar. Kendinize cici bakın ve okur kalın nazik okur!
Alıntı
Pedro ParamoJuan Rulfo · Doğan Kitap · 20192,257 okunma
·
35 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.