Gönderi

Ciğerdelen Efsanesi
6/10
·264 syf.··
2025 21. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2025 14:40
Kitap dili nedeniyle başlarda beni zorlamadı dersem yalan olur ama sonra bilmiyorum hikayesi beni içine çektiği için midir yoksa ben bu anlatım dilini kanıksadığım için mi akıcı bir okuyuş yaşadım. Yüksek Mimar Turhan, Cangüzel ( Canzi)'i görür görmez aşık olur aslında bana kalırsa büyük bir saplantıya dönüşür bu aşk. Turhan tarafından hissedilen aşkın boyutu bence daha yüksek belki de onun dilinden anlatıldığı için öyle hissettim bilmiyorum. Saplantı olarak nitelendirmem de ise Turhan'ın paranoyakça tavırları ve davranışları ağır basıyor. Daha duygularını doğru dürüst karşı tarafa anlatmadan bir eşya sahiplenir gibi Canzi' yi sahiplenmesi ve hak iddia etmesi bence psikopatlık derecesinde. Öyle ki ona zorla sahip olması karşısında Canzi'nin "Zavallı sevgilim!.... Ne kadar yazık ettin...kendine..." sözleri karşında bile dile döktüğü hisleri masumane bir aşkın eseri değildir. Safiye Erol başlarda saplantılı olan sonradan Turhanın hatalarını anlamasıyla rayına oturan bu aşkı anlatırken geriye dönüş yöntemini kullanmış. Canzi' nin Turhan ın okuması icin kaleme aldığı atalarının hikayesi üzerinden anlattığı,̈ Geçmişte yaşanmış (bence yine saplantılı aşk hikayesini) Sinan ile Zühre arasında var olan aşk hikayesini tarihsel olaylar kurgusu ile işlemiş. Sinan Sarı sipahilerden Mustafa ile Cangüzel' in biricik oğullarıdır. Cangüzelin oğluna sevgisi öyle saplantılı bir hal almıştır ki kimseyle onu paylaşmak, yanından bir an bile ayırmak istemez. Annesinin onu fazlaca kollaması, adeta gözünden bile sakınması Sinan ın cephesinde ters etki yaratır kendini canından bile fazla seven bu kadından ölümünde bile yüz çevirecek kadar uzaklaşır. Annesinin bu yaklaşımının illa ki etkisi olmuştur diye düşünüyorum Sinan bundan sonraki hayatında da kadınları hep kendisini koşulsuzca seven hoş gören ve adeta bir köle gibi görmüştür. Ki kitapta "Hey analar analar, ayağınızı denk alın! Diktiğiniz kabaklar karılarda patlıyor. Hatır kırmak, can yakmak, yürek desmek... Oğullarınız bunu sizde dener, karılarında olgunluğa erdirir, öyle deği mi? Zinhar evlatlarınızı zalimlik derecesine vardıracak kadar sevip sirâzeden çıkartmayın. " geçen bu cümle düşüncemi doğruluyor. O yüzdendir ki Zühre ye duyduğu aşkta hep geri planda durup Zühre nin pervane olmasını istediklerini yerine getirmesini gel deyince gelip, git diyince gitmesini istemiştir. Yine yetişme tarzından olsa gerek Sinan'ın içinde atalarının damarlarında gezen kahramanlık,yiğitlik kanı yoktur. Sinan Eğlenceye zevke düşkün bir bey olarak yaşamını sürdürür. Kitabı Okuyan her insanı etkileyen bir hikaye vardır ki yedi peçeli hikayesi beni de derinden etkiledi. Sinan ın peçelerinin tek tek düşmesi ve gerçek kişiliğinin ortaya çıkmasını görmesine rağmen Zühre nin kara sevdasi,yıllarca bekleyişe ve ikinci kadın olmayı göze almaya en sonunda bir anne gibi sevgisini koşulsuzca sunmasına sebep olacaktır. İçiçe geçmiş aşk hikayelerini okurken bir taraftan da Viyana kuşatması yıllarını ve başarısızlıķlarının alt nedenlerini konu edinmesi ile de tarihe ışık tuttuğunu söyleyebiliriz. Bence ağır diline ve hatta bazen Turhan'ın fazlaca uzun tutulan monologlarının sıkıcılığına rağmen içinde barındırdığı tarihi doku, destansı anlatım ve efsanelerle bezenmiş hikayelerinin ve Safiye Erol'un anlatımının naifliğinin hatrına okumaya fazlaca değer.
1000Kitap
CiğerdelenSafiye Erol · Kubbealtı Neşriyatı · 20241,418 okunma
·
78 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.