Ciğerdelen

8,9/10  (15 Oy) · 
30 okunma  · 
15 beğeni  · 
755 gösterim
Bir hikaye yazsam onu mevzu seçerdim; bir efsane donatasam, onu alır işlerdim. Zira o, şiir de olur masal da olur, kıssa da...
Daha, daha neler olmaz, neler?...Aşka ve hamaset destanı, mey ve mahabbet fermanı, bu yanık gönülden derya misali, gece demez gün demez akar durur...
(Kitabın içinden)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2003
  • Sayfa Sayısı:
    260
  • ISBN:
    9789757663546
  • Yayınevi:
    Kubbealtı Neşriyatı
  • Kitabın Türü:

''Eyvah, ne yer, ne yar kaldı / Gönlüm dolu ah-u zar kaldı.''

Atsız Beğ'in Ruh Adam'ında övgüye mazhar olmuş bu kitabı büyük bir merakla aldım. Nihayetinde sevenin Atsız olması benim için iki kat daha değerli bir kitap haline getirdi Ciğerdelen'i.

Çok etkileyici bir hikaye -daha doğrusu- hikayeler bütünü. Çünkü kitap iç içe geçmiş mükemmel tasvirler ve acılardan oluşuyor. Diğer okuyanları bilmem ama benim şu ciğer komple gitti. Kitapla beraber ciğeri de masaya bıraktım. Safiye Erol'daki milli bilince hayran olmamak elde değil. Cümleler adeta aklıma kazındı. ^^

Yine de önermeden önce ufak bir detaydan bahsedeyim, okunması kolay bir kitap değil. Temel hikayeden kopmadan ara hikayelerinin kıymetini bilmek gerekiyor. Her yazarın kaleminin yazamayacağı bir roman bu. Başlarken derin bir nefes alın ve uzun aralar vermeden okuyun ama kesinlikle okuyun. :)

Muhammet Çelik 
19 Oca 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Atsız'ın Ruh Adamı eserinde geçen, Ciğerdelen adlı eseri yeni okuma fırsatı buldum. Çok pişmanım zira bu denli düzgün Türkçe ve ahenkli cümleler ile yazılmış harika bir yapıtı neden daha önce okumamışım. Hikaye iki zamanlı biri 1940'larda (Yazarın döneminde) Biri ise Macaristan'ın halen Osmanlı Toprağı olduğu dönemde geçiyor.

Kitap bittiğinde aklıma şöyle bir soru takıldı: " Acaba Atsız, bu eserden esinlenerek mi Ruh Adam adlı eserini iki zamanlı yazdı?"

Son olarak kitap hakkında Atsız'ın fikirlerini paylaşmak isterim:

"Safiye Erol'un 'Ciğerdelen' adlı romanı da dehânın yanında sıyrılıp geçen çok kuvvetli bir eserdir ama rezîlâne solcu eserlerin furyası arasında kaynayıp gitmiştir. Sinema için en iyi eserlerden biri de budur."

Nihal Atsız, Ötüken Dergisi, sayı 96, Aralık 1971

cizgiliortu 
26 Haz 2016 · Kitabı okudu · 15 günde · 8/10 puan

Ilk kez okuduğum bir yazar olmasına rağmen dili ve anlatımı çok tanıdıktı Safiye Erol'un. Türk edebiyatına, tarihine vakıf bir şekilde yazdığı Ciğerdelen romanını çok beğendim ve diğer kitaplarını da okumak istiyorum.
Doğu ve Batı Edebiyatlarının bir sentezi gibiydi kitap. Ana konunun altına gizlenmiş modernleşme uğruna yapılan hatalar, bireyselleşme, yalnızlık konuları da başarılı bir şekilde ana metine yerleştirilmiş. Kullandığı imgeler, betimlemeler çok güzeldi bazen cümleleri iki üç kez okuyup "Ne kadar da güzel yazmış!" Dedigim yerleri oldu.
Kitap içerisinde bir de hikayeler var. Osmanlı zamanlarında bizim olan topraklarda hüküm süren bir aile anlatılıyor hikayede de. Hikayelerin hepsi çok hüzünlüydü ama Yedi Peçeli hikayesi en hüzünlü olandı bana sorarsanız. Zühre'nin aşkını, acısını, aşağılanmışlığını taa içimde hissettim ve Hafız Nuri'nin gittiği diyarlarda kızı için ne kadar üzüldüğünü düşünerek şehit babanın son isteklerinden birini yerine getirmeyen Macar Feridun'a ve Adviye Molla'ya hep çok kızdım. Özellikle Yedi Peçeli olmak üzere tüm hikayelerde de çok etkilendim.
Kitabı bir buçuk iki hafta gibi bir sürede bitirdim hiç de yavaş okudum diye üzüldüğüm bir kitap olmadı zaten hızlıca bitirilip kitaplığa kaldırılacak bir kitap değil.
Hüseyin Nihal Atsız Ruh Adam'da bu romandan çok bahsetmişti şu an tam hatırlamıyorum o romanı ama Ciğerdelen'i okumuşken Ruh Adam gibi güzel bir eseri de bir kez daha okumayı düşünüyorum.
Türk edebiyatı romanlarında, Osmanlı izlerini, cumhuriyet devri günlük yaşantısındaki birey gelgitlerini okumayı seviyorsanız kesinlikle tavsiye ederim.

Safiye Erol hakikaten çok kaliteli ve usta bir yazar. Türkçenin ne kadar güçlü ve güzel bir dil olduğunu gösterebilen yazarlardan. Dilimizle nasıl edebiyat yapılır bu romanda görmek mümkün. Zaten kendisi için "talihsizliği Halide Edip' le çağdaş olmak" denir. Aynı devirde yaşadığı için gölgesinde kaldığı düşünülür. Ayrıca dönemin eğilimleri gereği yazın dünyasında bir tür otosansüre uğradığı da söylenir. Biraz mistik yazdığı için. Kesinlikle en iyi kadın yazarlarımızdan biri. Mutlaka okuyun. Bu kitabını olmasa da başka birini. Bildiğim kadarıyla üç tane romanı var. Diğerleri Ülker Fırtınası ve Kadıköyü' nün Romanı.

Azize 
18 Nis 13:54 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bir kale ismiyle karşımiza cikan "Ciğerdelen" sadece kale ismiyle kalmayıp insanın da içine işleyen, tabiri caizse insanin ciğerini delen bir anlatiya ve olaylara sahip. Evet, bence mutlaka okunulması gerektiğini düşündüğüm bir kitap...
"... anladım ki dünyânın en korkak insanı seven insandır."

alice 
16 saat önce · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · Puan vermedi

Okumayı çok istediğim bir kitaptı. Tesadüfen bir arkadaşımda varlığını fark ettim ki ne güzel bir çok cümlenin altını zaten çizmişti. İçiçe geçmiş hikayelerden en çok "yedi peçeli" yi beğendim, zühre ile yanıp kavruldum ben de. Kısacık zaten, tarih sevenlere özellikle tavsiye ederim.

Muhammed RIDVAN 
 28 Şub 00:18 · Kitabı okuyor · 10/10 puan

Atsız Beğ'in Ruh Adam adlı romanında geçen bu kitabı okumayı çok istiyorum.. Yakında Atsız'ın setini bitirip buna başlamak başlayacağım.. O tavsiye ettiyse elbet ki bu kitapta değerli şeyler vardır..

Cemre 
04 Ağu 12:16 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 10/10 puan

Yine toprak,yine alın teri,yine yokluk,yine ana,yine evlat,yine yâr.Bu yinelemelerin her biri,uğruna yaşadığı her varlığı insan yapacak değerde..
Okunmasını tavsiye ederim.

ozakiabi 
03 Nis 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

İlk 15-20 sayfa çok sürükleyici. Sonrası o kadar ilgimi çekmedi ama gerçekten de okunması gerektiğini düşündüğüm kitaplardan. Tavsiye ederim.

Kitaptan 35 Alıntı

"İnsanın gönlüne Tanrı makamından kopmuş bir nur düşerse o kişi emsaline karşı yükselmiş olur. En çok seven en büyük işleri başarmak borcundadır. Şöyle ki: Aşık olan zaten alacağını almıştır, artık bir şey isteyemez, bundan geri o verecektir, hep o verecektir."

Ciğerdelen, Safiye Erol (Kubbealtı Neşriyatı)Ciğerdelen, Safiye Erol (Kubbealtı Neşriyatı)

“Yaşayıştan mutluluk payını alamayanların gözü başkalarının sevda şenliğini kaldırır mı? Bu kıskançlık değildir, can dayanmaz bir yürek ezikliğidir.”

Ciğerdelen, Safiye ErolCiğerdelen, Safiye Erol

''Macarlar, Türk kahramanlığından, Türk civanmertliğinden geri kalmak istemedikleri için serhadde, memleketin başka hiçbir yerinde görülme­yen ince erkân türedi. Dili, dini ayrı ayrı iki millet, arasız boğuşmalar sırasında kâh o toprakta, kâh bu toprakta kalan şehit mezarlıklarına ihtiram gösterdiler. Hayvanlara çiğnetmemek için kabristan etrafına sınır kestiler, evliya sandukalarına dokunmadılar. Birçok gazalarda birbirine kılıç sallayarak tekrar tekrar boy ölçüşen iki muhasım, gün geliyor, gani gönülle el tutuşup kokuşuyor, “Benim ecelim senden, seninki benden olmasın, “diyor ve cenkte karşı karşıya düştükle­ri zaman selâm verip başka tarafa at tepiyorladı. Bu görenekleri bilmeyen diğer Türk askeri: “Bre kardaş ne yaptın, kâfire kelle mi bağışlarsın?” dedikçe serhatliler lâfa karışıp çağrışıyorlardı: “Bizim alay beyi o kaplanla dövüşmez, onlar sınır kardeşi oldular.”

Ciğerdelen, Safiye ErolCiğerdelen, Safiye Erol

''Senin etrâfında kaç defalar İsrafil Sûru vurulup kıyâmetler koptu, kaç defa toprakların kandan mercan gibi kızıl renk bağladı. Düşmanı demet demet kırıp, dizi dizi önüne katıp kovagıden serhatlilerimin tekbirleriyle ufukların çınladı. Bahadırlığı cihanın gözüne diken olmuş cirit atlı, kanlı gözlü, eli şimşirli dilâverlerimden nicesi senin ovalarına hazan yaprağı gibi döküldüler. Senin uğrunda düşmanla kılıç söyleşmesi etmedik yiğitim mi kaldı? Budinlisi, Bosna serhatlisi, Kanijelisi, Eğrilisi… Bu pazara hep birden baş koydular. Ovalarında hâlâ paşa mehterlerinin, kaleden kaleye okunan gülbankların, hû çeken cenkçi dervişlerin, Allah Allaha kalkan serdengeçtilerin sesi kalmıştır. Hâlâ ufuklarında bir köşeden tozu dumana katarak kara bulut hâlinde Tatar Han kopar gelir. Kâh güneş olur; mızraklar, alemler, altın miğferler parıldar kâh rüzgâr olur sancaklar dalgalanır. Durgun gecelerde yakılan meşaleler bir kaleden bir kaleye görünür. Bâzı da cura çalındığı, şehit mevlûtları okunduğu duyulur.''

Ciğerdelen, Safiye ErolCiğerdelen, Safiye Erol

''Ben sana ‘Ciğerdelen’ demem de ne derim? Ömrümün mânâsı ciğerimin kanıyla senin destânını yazmakmış. Gene de senin Tanrısal derinliklerini dilediğim gibi göremiyordum. En sonunda mihnetlerimi üst üste koydum, dağ gibi yığıldı, çıktım ‘Mihnet Tepesi’ne oturdum. Ancak o zaman sen Ciğerdelen’ime kavuşup seninle kaynaştım. Bu, artık senin ve benim sonumuzdu. Sen o demde düşman eliyle ateşe verildi. Alevlerin raks eden hura elleri gibi çırpınıyordu. Allı yeşilli yanıyordun, Semender kuşu musun, dumanında ıtır ve zambak kokusu vardı. Biliyordum ki bu senin son yanışındır ve ben seni artık bir daha binâ edemem. Yangınına atılıp kucağında seninle birlikte kül olmak muradına ermek demekti.''

Ciğerdelen, Safiye ErolCiğerdelen, Safiye Erol

''Hani sevdiğimin göksel nurlar çağlatan gözleri? O gözler ki içlerinde görülmedik cümbüşler yapılan cennet saraylarının pencereleri gibi Tanrı ışıklarıyla yanardı. Nerede o tılsım denizlerinin yakamozlarını andıran ışıltı?''

Ciğerdelen, Safiye ErolCiğerdelen, Safiye Erol
cizgiliortu 
26 Haz 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Yaşayıştan mutluluk payı alamayanların gözü başkalarının sevda şenliğini kaldırır mı? Bu kıskançlık değildir, can dayanmaz bir yürek ezikliğidir.

Ciğerdelen, Safiye ErolCiğerdelen, Safiye Erol
Azize 
18 Nis 13:45 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Orta Kat
Varlık âleminde görünür ve görünmez her şey insana âşıktır. Her şey sessiz bir vurgunlukla şu özleyiş yalvarasını okur: "Beni anla, beni yen, beni kullan. Yaradılışımın mânâsına kavuşmaklığın senin eline verilmiştir, âdemoğlu beni hasretime ulaştır, senin zafer anıtında ben malzeme olayım..."

Ciğerdelen, Safiye Erol (Sayfa 260 - Kubbealtı külliyâtı3 13. Baski)Ciğerdelen, Safiye Erol (Sayfa 260 - Kubbealtı külliyâtı3 13. Baski)

“Hiçbir garplı Kerem’in ardından gidemezdi, ben Türk olduğum için gidebildim. Son menzile ulaştım, gemimi yokluğun sınırlarından geçirdim. Hiçbir şarklı bu bölgeden geri dönemezdi, ben Türk olduğum için dönebildim.Kıtalar arasında sefer etmek, hem Asya'ya, hem Avrupa'ya yurdum diyebilmek bana dedeler mîrasıdır. Doğu ülkemi gezdim dolaştım, oradaki zenginliklerden gemime seçme bir yük yükledim. Fakat dip-doğulunun ifrit suratlı Tanrı taslaklarına el vermedim. Dümen kırdım, batıya gidiyordum. O diyarların mahsulünü de seçe seçe devşirmeye alışkınım. Onların soysuzlaşmaya yüz tutmuş yaratıkları gözümde değer bulamaz. Beğenlik, övünlük mataı bir bakışta ayırt ederim. Hazinem kabaracak, yeryüzünde biricik olacak. Onu kendi döküm evimde eritip kendi görüşümün, anlayışımın mücevherlerini ortaya çıkardığım zaman isterim ki hem batıdaki, hem doğudaki dostlarım benim numunemde kendilerini, kendi eksiklerini, üstelik de yeni çağın müjdesini bulsunlar. ”

Ciğerdelen, Safiye ErolCiğerdelen, Safiye Erol

''İşte şimdi kaybımı bağırarak ilân edebilirim: Bu ne taca benzer, ne tahta, ne hayata, hattâ ne de namusa, şerefe. Ben Canzi'mi kaybettim. Onu gözümden kıskanmıştım. Yok edesiye uğraştım. Haydi bakalım başım göğe ersin şimdi.''

Ciğerdelen, Safiye ErolCiğerdelen, Safiye Erol
4 /