Ciğerdelen

Safiye Erol
Tahmini Okuma Süresi:
7 sa. 29 dk.
Sayfa Sayısı:
264
Basım Tarihi:
Nisan 2024
İlk Yayın Tarihi:
1974
Yayınevi:
Kubbealtı Neşriyatı
ISBN:
9789757663546
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

YEDİ PEÇELİ HİKÂYESİ
10/10
·260 syf.··
Beğendi
·
2020 51. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2020 16:52
Yazmak istiyorum, güzel bir kitabın bıraktığı izler görünsün diye. En iyi ne zaman anlatılır bir kitap? Okuyup bitirince hemen mi, yoksa ateşin altı fazla açık kalmışsa biraz demlenmesi için beklemek mi lazım? Ben sıcağı sıcağına yazmak istedim. Kitabın verdiği hisleri aktarmak, yazarın dünyasına tanıklık etmek ve daha çok kişinin okumasını teşvik etmek için bir yerden başlamak gerekir mutlaka. Bu yöntemin nasıl olacağı bir tercih meselesi. Örneğin bir hikâyeyi öne çıkarabiliriz istersek, okuru da içine katmak için. Nazan Bekiroğlu gibi masalsı bir anlatımdan veya İskender Pala misali aşkın ön planda olduğu bir tarihi romandan bahsedebiliriz. Mademki iki farklı dönem anlatılıyor, bugüne ait dünya sızısıyla başlarız Ayfer Tunç gibi. Fakat sızıyı ondan ödünç almış diyemeyiz, çünkü Ayfer Tunç doğmadan önce yazılmış bir kitap bu. Yedi peçenin her birini kaldıracak cesaretiniz varsa daha derinlere götüreceğiz sizi. Hem bugünün dünya ağrısından bahsedeceğiz, hem de görkemli bir imparatorluğun serhatlerde talihinin ters döndüğü günlere gideceğiz. Sahi sizin peçe var mı yüzünüzde! Eminim maske vardır virüsten korunmak için. Ama bizim bahsettiğimiz o değil! Hani çok az arkadaşınızın bildiği, bazen onların da bilmediği, belki sizin bile bilmediğiniz maskeler. Her birinin çıkması için önemli dönüm noktaları olan. “İmtihan” dediğimiz, “meğer tanıyamamışım” dediğimiz anlardan bahsediyorum. Sizi bir an şaşırtan, sonra hayata başka türlü bakmanızı sağlayan, uyuduğunuz tatlı anları bölen sevimsiz zamanlar bunlar. Kendinizi fildişi kulelerde görmeyin hemen, sadece etrafınızda olan kötülükler değil bahsetmek istediğim, size getirmek istiyorum sözü! Aynaya baktığınızda yüzünüz görünüyor mu, uzaktan belli oluyor mu alnınızdaki çizgiler? Her bir peçeyi kaldırdığımızda ne çıkacağına
CiğerdelenSafiye Erol · Kubbealtı Neşriyatı · 20241,414 okunma
Beni Kaybeden, Başkalarını Kazanacak Bir Roman: Ciğerdelen
Puan vermedi·264 syf.··
2025 49. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2025 19:55
Safiye Erol’un Ciğerdelen’i ilk sayfalardan itibaren çok ağır bir iç sesle ve yoğun düşünce akışıyla ilerleyen bir eser. Açıkçası romana girmekte epey zorlandım; atmosferi bir türlü yakalayamadım. Ta ki Canzi ile Turhan’ın aşk hikâyesi belirginleşene kadar. O anda birden “Yeni bir Eylül mü geliyor?” dedim içimden. Gerçekten de o bölümlerde Mehmet Rauf’un Eylül’ündeki o kırılgan, hüzünlü, titrek aşk duygusu vardı ve beni en çok orası yakaladı. Sonra hikâye yön değiştirip tarihî anlatılara ve uzun iç monologlara daldıkça odağım dağılmaya başladı. Karakterlerin bitmeyen sorgulamaları arasında kayboldum; bir süre sonra ne okuduğumu takip edemez oldum. Zihnim sürekli başka yerlere kaçıyor, geri dönmek zor geliyordu. Sinan-Zühre-Nuri hikâyesi tekrar beni yakaladı ama aynı yoğun iç konuşmalar bu kez de ritmimi bozdu. Anladım ki benim uzun monologlara karşı toleransım düşükmüş; daha önce hiç bu kadar odaklanma sorunu yaşamamıştım. Buna rağmen Ciğerdelen; karakter psikolojisini derinlemesine inceleyen, aşkı bir ideal ve acı üzerinden yorumlayan okurlar için çok kıymetli bir eser. Eğer Eylül romanındaki o içsel gelgitleri, ruh çözümlemelerini ve ağır duygusal atmosferi seviyorsanız, Safiye Erol’un anlatımı size çok daha fazla hitap edecektir. Benim gibi “yoğun iç monolog + yavaş ritim” ikilisine dayanıklılığı düşük olan okurlar içinse roman yer yer yorucu bir deneyime dönüşebilir. Kısacası: Benim kişisel okuma zevkime tam anlamıyla oturmasa da iç dünyası geniş, psikolojik derinlikli, kültürel zenginliği olan ve aşk romanlarını sevenlerin mutlaka fırsat vermesi gereken bir eser. Safiye Erol’un kalemindeki incelik ve kültürel zenginlik, bu türe yakın duran okurlar için büyük bir keşif olacak.
CiğerdelenSafiye Erol · Kubbealtı Neşriyatı · 20241,414 okunma
Puan vermedi·260 syf.··
2020 11. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2020 14:25
Güzel kadın... Safiye Erol, Cumhuriyet kadını edasıyla yazdığı cümlelerini, kendi nahifliğiyle dokumuş. "O gözler ki içlerinde görülmedik cümbüşler yapılan cennet saraylarının pencereleri gibi Tanrı ışıklarıyla yanardı." İnsanın doğasında var olan ihtiraslı duygular ve durumlar baştan sona sizi de içine alarak devam ediyor. Türk kültürüne dair dönemin yaşayış biçimi, dini inanç, tarihte yaşanılan olaylar ve akla gelebilecek pek çok konuya ustalıkla değinilmiş, özenle işlenmiş bir kitap. Yazar, bilgilerimize ve görüşlerimize çoğu kısımda bambaşka bir pencere açıyor, katı yaklaşılan olaylara empati kurmak durumunda kalıyorsunuz. Böylece kitabın okuyucuya çok şey kattığını, duyarlılığını ve hoşgörüsünü arttırdığını, bakış açısını genişlettiğini söyleyebilirim. "Hatır kırmak, can yakmak, yürek deşmek... Oğullarınız bunu sizde dener, karılarında olgunluğa erdirir, öyle değil mi? Zinhar evlatlarınızı zalimlik derecesine vardıracak kadar sevip şirazeden çıkartmayın." Öyle ki yazarın tespitlerine hak vermemek elde değil... "Türk milleti cihangirliğini yüzyıllar evvet yaptı. Kılıcının ucuyla bir çırpıda üç kıtaya imzasını attı. Üç kıtaya kendi yüksek medeniyetinin anıtlarını dikti." Milli, dini, aşkı, acıyı her duyguyu kuvvetle tattırdın Ciğerdelen.
CiğerdelenSafiye Erol · Kubbealtı Neşriyatı · 20241,414 okunma
9/10
·260 syf.·
2021 44. kitabı
Nedir Ciğerdelen? Ya da şöyle sorayım; sizin ciğerdeleniniz nedir/kimdir veyahut da neresidir? Bana kalırsa tek bir anın adına bile diyebiliriz. Tek bir an, tek bir bakış, o anki hissiyat... İşte bunları okurken ne belirdiyse aklınızda belki de odur ciğerdeleniniz, sizin takdirinize kalmış. Kitapta ciğerdelen; kanlı bir kalenin, Osmanlı’nın son Rumeli toprağı olan kalenin adı. Aynı zamanda; Zühre’nin Sinan’ının, Cangüzel ninenin biricik oğlunun, Turhan’ın Canzi’sinin adı. “Sevgi neydi?” sorusundan geçip satırlarda o meşhur cevap çınladı defalarca; “sevgi emekti.” Emekti işte... Yârin vefasızlığı bir yana, kadirbilmezliği öteki yana, yedi peçesinin tek tek düşüşü, yavaş yavaş belirmesi sevdiğinin yüzünün.. bir peçesinin altından korkaklığının görülmesi mesela, bir korkak nasıl sevilir, bir cimri, bir insafsız nasıl sevilir?.. Büyük konuşmamak lazım; belki de sevda dedikleri şey insan aklının almadığı, ciğerinin kaldıramadığı şeydir. Bu kadar dramatize etmek yeter deyip Safiye Erol’un bu güzel eserinin muhtevasını biraz daha açmak istiyorum. İki farklı zamandan bahsediliyor kitapta. Turhan ve Canzi’yle başlıyor ve Canzi’nin yazmış olduğu hikayelerle geçmişin meltemi esmeye başlıyor, esiyor; poyraz olup dalgalandırıyor, fırtına olup savuruyor, ve biz şahitlik ediyoruz bir tarihe. Sarı sipahileri, Ciğerdelen Kalesi’ni tanıyoruz. Kahramanlıklara, korkaklıklara şahit oluyoruz. Zühre’nin aşkına sahip çıkıyoruz. Maddeden mânâya bir yola çıkıyoruz... Bittikten sonra hâlâ havsalamda dönüp durduğunu fark ettim kitabın. Tabiri caizse kahramanlarla bir kavga halindeyim, ziyadesiyle etkiledi anlayacağınız. Safiye Erol ince ince işlemiş kitabını. Tarihin evine edebiyatın adımlarıyla misafir ediyor bizi ve aşkın terennümlerini, cenklerin zihnimizde patlamalarını katıyor ardımıza.
CiğerdelenSafiye Erol · Kubbealtı Neşriyatı · 20241,414 okunma
Ciğerdelen ve Ruh Adam ın Gölgesinde Bir Yolculuk
Puan vermedi·264 syf.··
Beğendi
·
2026 63. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 18:19
​Safiye Erol’un ruh işçiliğiyle dokuduğu Ciğerdelen ve Nihal Atsız’ın bir ruhun karanlık dehlizlerinde gezdirdiği Ruh Adam... Bu iki eser, Türk edebiyatının sadece kağıt üzerinde değil, kalbin en derin katmanlarında buluşan iki mahzun zirvesidir. Biri Tuna boylarından gelen bir sızının, diğeri ise bir askerin gururla harmanlanmış melankolisinin öyküsüdür. ​Bazı kitaplar vardır, kapağını kapattığınızda odadaki hava değişir; sanki asırlar öncesinden bir rüzgar gelip perdenizi havalandırmıştır. Safiye Erol’un Ciğerdelen’i böyledir. O, sadece bir roman değil; vatanın, aşkın ve aidiyetin ciğerden gelen bir feryadıdır. Ancak bu feryadı asıl anlamlı kılan, Nihal Atsız’ın Ruh Adam’ında Selim Pusat’ın elinde tuttuğu o kitapta gizlidir. ​ ​Atsız Bey,Ruh Adam'da Selim Pusat aracılığıyla Ciğerdelen'den bahsederken aslında bir edebi takdirden fazlasını yapar. Pusat’ın o huzursuz, sürgün ve mağrur ruhu; Ciğerdelen’in satırlarında kendi yansımasını bulur. Atsız’ın kahramanı için bu kitap, geçmişin görkemli ama hüzünlü hatırasına tutulan bir aynadır. İki kitap arasındaki bu bağ, aslında Türk ruhunun hem savaşçı hem de naif tarafının kucaklaşmasıdır. ​Ciğerdelen, bizi Tuna boylarına, kahramanlıkların ve büyük ayrılıkların tam ortasına bırakır. Kitapta geçen şu ifade, eserin ruhunu özetler: ​Aşk, bir nevi şehitliktir. Bu yolda can veren, aslında sonsuzluğa ermiş demektir. ​Safiye Erol, aşkı beşeri bir heyecandan çıkarıp ilahi bir yanışa dönüştürür. Romandaki Turhan ve Cangüzel karakterleri, sadece birbirlerini değil, aslında bir ideali, bir yurdu ve o yurdun kaybolan ruhunu ararlar. Bu arayış, okuyucunun göğsüne ince bir sızı olarak yerleşir. ​Kitabın en hüzünlü yanı, insanın kaderiyle olan amansız kavgasıdır. Safiye Erol, dili bir kuyumcu titizliğiyle işlerken şu tespiti
Edebiyat
CiğerdelenSafiye Erol · Kubbealtı Neşriyatı · 20241,414 okunma
9/10
·260 syf.··
2017 84. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2017 23:16
Sâmiha Ayverdi, Sofi Huri, Nezihe Araz, Safiye Erol gibi isimleri kaçımız tanıyor diye sorsam eminim tanıyanlar olarak azınlıkta kalacağız. Ha bir de tanımak var, tanımak var. Kimimiz sadece ismini duymakla müşerref olmuşuzdur, kimimiz bir eserini dahi olsa okuma şerefine erişmişizdir. Daha şanslı olanlarımız ise pek çok eserini okumuş, hayatını ve fikirlerini irdeleme fırsatını yakalamış olanlardır. Hani hep deriz ya, okuduğumuz bir eser başka eserlere kapı aralar diye; kulağa ne kadar klişe de gelse hakkını veren bir sözdür. Bugüne kadar okuma şansını elde ettiğim pek çok kıymetli eseri bu şekilde keşfettim. Ciğerdelen de bu kategoriye dahil bir eser. Safiye Erol'un Ciğerdelen'ine ilk olarak Nihal Atsız'ın 'Ruh Adam' isimli eserinde rastlamıştım. O zamana dek varlığından haberdar bile değildim. Kitap alışveriş listemde alınmayı bekliyordu. Nihayetinde kitabı edindim fakat son sayfayı da kapattıktan sonra böylesine kaliteli bir eseri okumaktan kendimi uzun süre mahrum bırakmış olduğuma hayıflanmadan edemedim. Ciğerdelen'e geçmeden evvel, eserin mimarını az da olsa tanıtmak ihtiyacını hissediyorum. Safiye Erol, Edirne'de doğup yaşamının önemli bir bölümünü Almanya'da geçiren bir değer. Lise ve üniversiteyi Almanya'da okumuş, orada tanıştığı Hindistan mücahitlerinden bir gençle evlenmeye karar vermiştir. Hintli genç Safiye Erol'a “Evlenelim, memleketime gidelim; ülkemin bana, benim sana ihtiyacım var.” demiş, Safiye Erol da “Benim memleketime gidelim, orada onların bana, benim sana ihtiyacım var.” şeklinde karşılık vermiştir. Bu noktada dahi vatanının menfaatini şahsi menfaatinden önde tutmuş, eserinde de bunu her fırsatta vurgulamıştır. Bu hazin son üzerine Safiye Erol, Türkiye'ye dönerek hayatını bir başkasıyla birleştirmiş ve hiç çocuk sahibi olmadan 1964 yılında
Siyaset
CiğerdelenSafiye Erol · Kubbealtı Neşriyatı · 20241,414 okunma
8/10
İtiraf edeyim ki, Safiye Erol ismini bir yazar hanımefendi tavsiye edene kadar hiç duymamıştım. Döneminin en meşhurlarından olmasına rağmen bir süre unutulan ama son yıllarda kitapları yeniden basılmaya başlanan, içi Rumeli hasretiyle yanan, tam bir Osmanlı kadını, Türk aşığı olan yazar 1902 Edirne doğumlu. Erol, bu “en sevdiği” romanını yazmıyor, yaşıyor. O kadar içten yaşıyor ki, on iki kilo verip iki kez de bayılıyor ve bunu da “ben bir eserimde bir aşk hicranını tarif ederken o hicranı bütün şark kadınları namına yaşadım” şeklinde ifade ediyor. Ciğerdelen (Slovakça, Štúrovo; Macarca, Párkány) bugünkü Slovakya’nın en güneyinde yer alan, Macaristan’ın Estergon şehriyle sınır komşusu. Ülkeleri ve dolayısıyla Çiğerdelen ile Estergon’u Tuna Nehri ayırıyor. Şehir 1541 yılında Osmanlı’nın eline geçiyor, 1683’te elimizden çıkıyor. (Bu kaybettiğimiz topraklar ve geride bıraktığımız insanlar derin bir yaradır hep) Romanda 1600’lü yıllarda sınır boyunda şehri savunan Türk beyliğinin başından geçenler, Avusturya, Macar, Sırp ve diğer milletlerle olan ilişkiler, kadın gözüyle aşk’ın felsefesi, dünyevi aşk’tan ilahi aşka giden yol ve bu aşk’ın Cumhuriyet’in başındaki bir çiftteki etkisi anlatılıyor. Hele bir “yedi peçeli hikayesi” var ki, tüm kadınların okumasını tavsiye ederim. Öte yandan yazar, o kadar güzel kelimeler kullanmış ki zaman zaman sözlüğe bakma ihtiyacı hissettim. Balkan Türklerinin kendilerine özgü bir şivesi olduğunu daha iyi anladım. “Ben evvelâ aşkı aradım, sonra Allah'ı aradım. Bunca çile pahasına aşkın da, imanın da manasını insanlığa hizmet olduğunu öğrendim.” “İnsanın gönlüne tanrı makamından bir nûr düşerse o kişi emsâline karşı yükselmiş olur. En çok seven en büyük işleri başarmak borcundadır. Şöyle ki: Aşık olan zaten alacağını almıştır, Artık birşey
Roman-Edebiyat
CiğerdelenSafiye Erol · Kubbealtı Neşriyatı · 20241,414 okunma
5/10
·260 syf.·
2020 119. kitabı
Merhabalar, (Spoiler içerir.) Bol linç yiyeceğim bir yorum yapmak istiyorum çünkü kitabı satın almadan önce yapılan o uzun uzun yorumları okudum. Tüm yorumlar olumluydu, sosyal medyaya da bu eserle ilgili popüler yorumlar görmüştüm. Velhasıl kelam kitabı temin etmek istedim. Pek çok sitede kitap bulunmuyor. Temin etmek için uğraştım en sonun Trendyoldan bulup aldım:))) Kitabın konusuna dönmek gerekirse herkes büyük bir aşk hikayesi görmüş fakat hikayenin toplamına bakınca yalnızca BÜYÜK BİR SAPLANTI görülüyor. Evet saplantı. Aşk, sevgi hassasiyet içerir, saplantı ve takıntı farklıdır. Bu kitap büyük takıntılar, saplantılar ikili ilişkilerde aşkı bitiren yıpratan konular ele alınmış. Öyle ki bu hataları geçmişten günümüze hikayelerle de taşımış yazar Safiye hanım..Tüm bu abartılan aşk hikayesine rağmen kitabı sevemedim bana kalırsa bu kısa romanda aşk yada vatan sevgisi mevcut değil. Sıcak sevimli tatlı okurken nahoş hissettirecek bir hikaye değildi. Aksine tam bir kaos hakimdi. Rahatsız edici bir öyküydü. Öncelikle; Turhan ve Canzi (Cangüzel) baş karakterlerimiz soyları vezir Ahmet Paşa’ya dayanıyor. Canzi boşanmak üzere olan güzel alımlı kültürlü bir kadın. Turhan kendini fiziksel olarak Atatürk'e benzeten bir ahmak bence! Kendisinde her şey mevcut, kumar, yalan, gece klüplerinde dansörlük... Böyle birinin de kendisini Türkiye Cumhuriyeti kurucusuna benzetmesi fiziksel de olsa saçmalık. İkisi de (kitabın söylediğine büyük Türkçü ve milliyetçiler!) ama okurken macardan dönme müslüman olan bu kişiler Macarları övüşü (kadından gelen Macar soy) dedelerim dedelerim dese de, macar güzelini yere göğe sığdıramaması beni rahatsız etti. Bu noktada kitap yorumlarındaki gibi övünecek değerde bir Kızıl Elma ülküsü olduğunu düşünmüyorum. Kitabın bir yerinde bir cümle olarak
Edebiyat
CiğerdelenSafiye Erol · Kubbealtı Neşriyatı · 20241,414 okunma
10/10
·260 syf.··
2021 6. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2021 23:43
"Ciğerdelen"... Bu kitaba başka bir isim yakışır mıydı sanmıyorum. Adı gibi içindeki hikayelerle insanın ciğerdeleni oluyor. Aslında çok şey yazmak istiyorum ama yazarak anlatabileceğimi de sanmıyorum. Öyle güzel bir dil, öyle güzel bir hikaye ki kesinlikle okunmalı. Kitabın kapağını kapattığımda okumakta geç kaldığım için Safiye Erol'dan özür diledim. Kesinlikle 10/10 .
1000Kitap
CiğerdelenSafiye Erol · Kubbealtı Neşriyatı · 20241,414 okunma
8/10
·260 syf.··
2019 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2019 22:33
Kitap ta"Yedi peceli" hikayesi en sevdigim bolum oldu. Dogrusunu soylemem gerekirse cok aci ama Safiye Erol u bu kitap sayesinde tanidim ilk defa duydum. Yazimi gayet guzel ve anlasilir. Cok cok keyif aldim diyemem kitaptan "Yedi peceli"hikayesi disinda. Tavsiye edermiyim 🤗 onceliginiz olmasin derim ama okumayada deger...
CiğerdelenSafiye Erol · Kubbealtı Neşriyatı · 20241,414 okunma

Yazar Hakkında

Safiye ErolYazar · 9 kitap
Cumhruiyet dönemi Türk edebiyatının önemli kadın yazarlarındandır.Psikolojik ve otobiyografik özellikler taşıyan romanlar yazmıştır. Yaşamı 1902 yılında Edirne'nin Uzunköprü ilçesinde doğdu. Makedonya’dan göç etmiş bir ailenin kızıdır. Annesi Bektaşi dervişi Emine İkbal Hanım, babası Uzunköprü Belediyesi'nde kâtip olan Sami Bey'dir. Ailesi 1906’da İstanbul'a taşındı. İlköğrenimden sonra önce bir Fransız Mektebi’ne ardından önce Haydarpaşa'daki Alman Lisesi'’ne sonra Beyoğlu’ndaki Alman Lisesi’ne devam etti. 1917 yılında Türk- Alman Derneği’nin aracılığı ile eğitimine devam etmek için Almanya'ya gönderildi. 1919’da Lübek’deki özel Falkenplatz Lisesi’ni bitirdi. Münih Üniversitesi’nde Felsefe ve Edebiyat eğitimi yaptı. 1926’da ”Arapça’da Çiçek Adları” isimli tezi ile Şarkiyat doktorasını tamamladı ve felsefe doktoru olarak İstanbul'a döndü. Yurda dönüşünden sonra Millî Mecmua ve Her Ay gibi dergilerde kadın sorunlarına ağırlık veren makaleler yayımladı. “Safiye Sami” ismi ile tercümeler yaptı. “Dilara” adını kullanarak öyküler yazdı. Politika ile ilgilendi ve CHP’nin faaliyetleri içinde yer aldı. İstanbul Belediyesi’nde meclis üyesi oldu. 1931 yılında Deniz Kuvvetleri’nde çarkçıbaşı olarak görev yapan Nurettin Erol ile evlendi. Çocuğu olmayan Safiye Erol, bu yıllarda kKızkardeşi Refiye Hanım’ı kaybedince yeğeni Aydın’ı nüfus kaydına geçirdi. 1938'de ilk romanı Kadıköyü'nün Romanı yayımlandı. Aynı yıl Cumhuriyet’te tefrika edilmeye başlayan Ülker Fırtınası 1944'te roman olarak basıldı. 1941'de Selma Lagerlöf'den Portugaliye İmparatoriçesi ve 1945'de Friedrich de la Motte Fouqué'den Su Kızı isimli tercümeleri yayınlandı. Ciğerdelen adlı romanının ilk baskısı 1946'da yapıldı 1947'de Samiha Ayverdi ile tanıştıktan sonra onun müridi olduğu Rıfailik tarikatına bağlandı. Tarikatin şeyhi olan Kenan Rıfaî'nin ölümü üzerine 1951'de onun hakkında üç bölümlük bir felsefî inceleme hazırladı. Bu çalışma, Kenan Rifâî ve Yirminci Asrın Işığında Müslümanlık kitabında yer aldı. 1955'te Tercüman gazetesinde son romanı olan Dineyri Papazı tefrika edildi. Asr-ı Saadet'i anlatan yazıları 1962 yılında Yeni İstanbul gazetesinde yayınlandı; Çölde Biten Rahmet Ağacı adıyla kitap haline getirildi. 1 Ekim 1964 tarihinde İstanbul'da hayatını kaybetti.