Puan vermedi·416 syf.····Okunma: 31 Aralık 2025 23:31 Seneler önce okuduğumda 'üzerinden zaman geçmeli ve tekrar okumalıyım' diye düşündüğüm kitaplardan biri. Unutup yıllar sonra başka bir gözle okumak çok keyifliydi. Seneler önce okuduğum kadarıyla aklımda daha ağır ve derin bir roman olarak kalmış; ancak belki de bu kitaptan sonra bir süre sadece Nietzsche okuduğum ve Nietzsche'nin gerçek derinliğini gördükten sonra şuan o kadar da derin hissettirmedi bana.
Öyle değerli bir kitaptı ki benim için kimseye ödünç kitap vermemeyi de öğretmişti acı şekilde.
Yıllar önce bu kitabı okuduktan sonra pandemi dönemim Nietzsche okuyarak geçmişti. Tohumlar taa o zaman atılmıştı benliğime. Üzerinden zaman geçtikten sonra okuduklarını sindirip-unutup kendine kattığın ama tam olarak hangi fikirden benliğime bu tohumların ekildiğini hatırlayamadığım cümlelerle tekrar karşılaşmak çok tuhaf ama iyi hissettirdi, çok eski bir dostu görmek gibi.
Nietzsche Ağladığında.. kitabın ismini yazarın eşi koymuş kitabın tırmandığı anı işaret ederek.
Yalom, Nietzsche'yi ağlatmış:)
Gerçek Nietzsche, Yalom'un Nietzsche'sine ne kadar yakın bilemedim.
Nietzsche acıya kafa atıp, sarsıcı felsefesini dönüşüme giden yol olarak görürken; Yalom ise Nietzsche'nin sarsıcı felsefesini kontrollü bir terapi odasına alıyor.
Felsefe.. Breuer, içinde bulunduğu bunalımı aşmak için Nietzsche'ye başvurduğunda, felsefenin şiirselliğinin kulağa hoş geldiğini ancak bunun kendi durumuna etki etmediğinden yakınıyor. Zaman zaman felsefe ve psikoloji okumalarımda ben de hissederim bunu.
Teoride mantıklı olanın pratiğe-hayata entegre edilmesi ne kadar kolaydır ?
Bu anlamda, bu felsefi-psikolojik metni gerilim hattına didaktik şekilde oturtmuş Yalom. Dili oldukça akıcı, bu anlamda hem keyifle okunuyor hem de oldukça geniş bir okuyucu kitlesine hitap edebiliyor.
Çok derin bir roman denemez bence, zira karakterlerden biri olan Nietzsche'nin gerçek derinliği yanında elbette onun felsefesine sadece bir portal niteliğinde kitap.
Josef Breuer, Nietzsche, Lou Salomé, Freud gibi ünlü karakterler etrafında gerçekleşen inişli çıkışlı hikayeler, Nietzsche'nin sert derisi, illüzyondan ibaret trajediler sunmuş bize Yalom.
Ava giderken avlanmış gibi görünen Josef Breuer'in 40 yaşında özgürlük sorgulamaları, Nietzsche'nin kırbacının sert seslerinin yankısıyla Breuer'in kendi kurtuluş yolunu nasıl açtığı sürpriz şekilde okuyucuya sunuluyor. Sonra.. Breuer Nietzsche'ye üstenci bir bakışla-didaktik değil ama akışkan zamanın içinde eline ayna alarak Nietzsche'ye sakince ve alan açarak kendi yansımasını görmesini sağlıyor! Bayılırım aynaların her türlüsüne!
Zihinsel hesaplaşma arayan okur için ayna olabilecek bir metin.
Kitaptan güzel bir soruyla parlatalım aynayı;
-Sahip olduğun saplantılar/hastalıklar hayatında bir amaca hizmet ediyor olabilir mi?