"Onu gitmesi için cesaretlendirebilir ama gidişini izleyemez." (sayfa 173)
Romanına William Shekespeare gibi bir ismi alıp onun neredeyse adını bile geçirmeyen, hatta ondan "Agnes'ın kocası" diye bahseden ve hikâyenin kalbine Shekespeare'in kaynaklarda adı bile doğru düzgün geçmeyen, hatta küçümsenen, Shekespeare'e layık görülmeyen eşini yerleştiren yazarı takdir ettim öncelikle. Yazar evlat kaybını o kadar içeriden bir yerden yazmış ki sonlara doğru kitabı bir kenara bırakıp acaba böyle bir şey yaşamış mı diye bi' baktım. Bulamadım öyle bir bilgi. Edebiyatının gücü demek ki. Kitapla ilgili söyleyebileceğim tek olumsuz şey şu olabilir: Finali çok sevdim ama sanki metnin orada biraz daha susmaya ihtiyacı varmış gibi hissettim. En azından Hamlet oyununda hayalet üzerinden kurulan tersine kurgunun, bunun babanın yasla başa çıkma yöntemi ya da yasını yaşama şekli olduğunun yorumunu bize bırakabilirdi yazar ama orada da sanırım Hamlet'in bir tregedya olmasına paralel olarak duyguyu coşkun bir yerden yazma isteği vardı, Agnes'in de eşine bakış açısını değiştirdiği ândı. Bunun dışında gerçekten kitabın dili, edebiyatı, kurgusu, her şeyini ben çok sevdim. Yıla böyle güzel bir kitapla başlamak da mutlu etti beni. Film uyarlamasını da bir ân önce izlesek keşke.