Güzelliğe tapınan ve yaşamın şehvetiyle geçmiş kötülük dolu bir hayat yaşadı Dorian. Şeytanı Lord Henry, meleği Basildi. Bir insanın günahlarının kesinlikle bedeninde bir iz bırakmayacağının bilinciyle ne kadar aşağılaşabileceğini gösteriyor bir nevi.
Kimsenin duymayacağından emin olursak her türlü günahı işleriz. Tanrı ve onun kuralları bu noktada önem arz eder; çünkü O her daim görür ve bilir.
Yazık Lord Henry şeytanın ta kendisiydi, tazecik bir ruhu bataklığa mahkum etti ve o ruh da buna istekliydi.
Kitap sona ermeden Dorian’ın son bir günah daha işlemesini isterdim; şeytanını, Lord Henry’i, öldürmesini ve belki de böylece kibir ve çokbilmişlikle ruhunu şeytana satmış Lord beyefendisi başka insanların beynine zehrini salamazdı.
Bir arkadaşım demişti bu yorumlarımın üzerine ve kitabın özetini tek cümlede özetlediğini düşünüyorum:”Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.”